MERHABAAA SEVGİLİ OKURLAR️
Sizce herkes göründüğü gibi midir? Önyargılarımız yüzünden tanışmadığımız kaç insan var? Peşin hükümler yüzünden kaçırdığımız neler var?
Jane Austen'ın büyüleyici bir dille kaleme aldığı, karakter tahlillerindeki ustalığı ve insan duygularını yansıtmasındaki yeteneği ile klasikler arasında yerini almayı başaran ve günümüzde de aynı etkisiyle devam eden muhteşem eser AŞK VE GURUR...
️Bir aşk romanı olarak karşımızda olan bu roman aynı zamanda arka planda; 18. yüzyıl İngilteresinin dönem sistem eleştirisini, toplumda kadına verilen değer, evlilileğe verilen önemi anlatmaya bir ışık tutar.
Aşk konusu; yalan, önyargı, kibir, gurur, ayrılık, utanma, tesadüf üzerine kurulmuş oldukça karmaşıklık içinde doyuruculukla işlenmiş. İlişkiler karmaşık, evlilikler çıkar üzerine kurulmuş. Kadın figürü oldukça gurursuz olarak yansıtılmış öyle ki kadınlar için seçilen en iyi seçenek evlilik olarak gösterilmiş. Kadınlar erkekler karşısında gurursuz ve muhtaç olarak yansıtılmış ki bu o dönemin kanununa tabidir, kız çocuklarına miras bırakılmaması bu duruma verilebilecek en iyi örnek olabilir. Bir kadın yazarın bunları yazması ve duyurmak için çabalaması asla bir tesadüf olarak görülmemeli.
️Bir kadın "Elizabeth"... Bu anlatılanların tam tersi karakterde olarak kitapta kadınların sesi niteliğinde bir karakterdi. Beş kız kardeş arasında tek farklı kadındı. Evliliği kurtuluş olarak görmeye ne kadar baskılansa da, o evliliği gerçek aşk üzerine kurmaya kararlıydı. İnsanlara olan inançsızlığı ve karakterinde olmayan davranışları onda kibir ve önyargı duygularını ortaya çıkarmıştı. Peki ya Mr.Darcy'nin önyargısı... İki önyargılı, birbirlerine alaycı davranışlarıyla beraber nefret bağı kurduran aslında düşünceleri ve duyguları birbirine en yakın aşık karakterler birbirlerine kavuşabilecekler miydi?
Gurur ve Önyargıyı dize getirebilecek tek gerçek, AŞK mıydı?