·320 syf.····Okunma: 18 Aralık 2021 08:49 Konusu: Başrol kızımız Stella kalbinden rahatsız bir genç kızımız. Uzun bir süre boyunca donör bekledikten sonra sonunda kendisine uygun bir kalp buluyorlar, sonrasında nakil işlemleri gerçekleşiyor ve kızımız belli bir süre istirahat ettikten sonra okuluna geri dönüyor. Bu sıralarda Stella'nın başına paranormal olaylar gelmeye başlıyor, örnek olarak her gün hiç şaşmadan, saat tam 17.08'de kalbini kasıp kavuran şiddetli bir ağrı. Okula döndükten belli bir süre sonra bütün kızların düştüğü erkek olan Levi -ama Ackerman olmayan- Zin ile tanışmasını ve başına gelen paranormal olayların nedenini çözmeye çalışmasını okuyoruz. Konusu kısaca bu şekilde özetlenebilir.
Yorumum (Spoilerli)
İlk olarak kitapta yakaladığım birkaç mantık hatasından bahsetmek istiyorum. (Aslında bunlar çok da abartılacak hatalar değiller, insanlık hali yazarımızın gözünden kaçmış olabilir ama yine de değinmek istiyorum. Ayriyetten mantık hatalarından dolayı puan kırmadım.)
1. Stella'nın kardeşi Elsie'nin yaşının 1 mi yoksa 3 mü olduğuna yazar başlangıçta karar verememiş herhalde. Ama sonrasında Elsie'nin yaşının 3 olduğunu anlıyoruz çünkü Elsie'nin yaşını yazarken 1 yaş teriminden daha çok 3 yaş terimi ile karşılaşıyoruz.
2. Yazarın karar veremediği bir diğer konu başrol kızımızın en yakın arkadaşı Brynn'in saç rengi. Kızıl mı yoksa siyah mı saç rengine sahip olduğunu maalesef ki anlayamadım.
Evettt, şimdi esas yorumuma gelebiliriz. Kitabın ilk yarısı tamamen bir klasik "lisede geçen, yakışıklı çocuğumuzun korumacı, kızımızın ise pısırık" olduğu kurgulardandı. Stella Levi'a o kadar aşıktı ki ağrısından ölebilecekken bile Levi, Levi diye zırlayıp durdu. Buradan da anladığımız üzere başrol kızımız biraz salak. Ek olarak Levi'ın nesini de sevdiğini anlayamadım, tamam eli yüzü düzgün gözüken bir genç olabilir ama Stella'ya olan davranışları manipülatifti. Artı olarak kitabın bu kısımlarında Stella'yı takip eden kişinin Levi olduğu bariz bir derecede açıktı.
Kitabın ikinci yarısı ise ilk yarısına kıyasla daha aksiyonlu, daha olaylıydı. Belli bir süre acaba şizofren falan mı oldu bu kız diye düşünmedim değil. Tess'i öldürdüğünü zannettiği kısmı okuduktan sonra Stella'ya nakledilen kalbin sahibinin ruhununun ona musallat olduğunu düşünmeye başlamıştım ve az buçuk doğru bir tahmin yürütmüşüm. Tess "gerçekten" öldükten sonra katilin Levi olduğu çok netti. Buradan sonrası zaten aşırı tahmin edilebilir gitti. "Levi'nin kalbi kıza nakledildi. Levi'ın ölüm saati 17.08, bu yüzden Stella'nın kalbi hep o saate ağrıyor." vs vs
Keşke yazar biraz daha az tahmin edilebilir yazsaymış çünkü yukarıda da yazdığım gibi son 150 sayfa falan kala bunları az buçuk tahmin etmeye başlıyorsunuz ve kitap sizi çok da fazla meraklandıramıyor bu nedenden dolayı. Kitabın ilk yarısında çok da fazla paranormal olay yaşanmıyor o yüzden sizi okurken baya bi' sıkabilir. Bazı yerler gereksiz uzundu, kitap ortalama 320 sayfa falan ve bu gereksiz olan kısımları çıkarırsak 240-250 sayfa arası bir şey kalıyor. Ama yine de beni okurken kendine çekti mi, e çekti vallahi yalan yok. Rs'de iseniz sizi rs'den çıkarabilir, ne kadar ilk yarısı biraz sıkıcı ilerlese bile.