Konusu: Başrol kızımız Stella kalbinden rahatsız bir genç kızımız. Uzun bir süre boyunca donör bekledikten sonra sonunda kendisine uygun bir kalp buluyorlar, sonrasında nakil işlemleri gerçekleşiyor ve kızımız belli bir süre istirahat ettikten sonra okuluna geri dönüyor. Bu sıralarda Stella'nın başına paranormal olaylar gelmeye başlıyor, örnek olarak her gün hiç şaşmadan, saat tam 17.08'de kalbini kasıp kavuran şiddetli bir ağrı. Okula döndükten belli bir süre sonra bütün kızların düştüğü erkek olan Levi -ama Ackerman olmayan- Zin ile tanışmasını ve başına gelen paranormal olayların nedenini çözmeye çalışmasını okuyoruz. Konusu kısaca bu şekilde özetlenebilir.
Yorumum (Spoilerli)
İlk olarak kitapta yakaladığım birkaç mantık hatasından bahsetmek istiyorum. (Aslında bunlar çok da abartılacak hatalar değiller, insanlık hali yazarımızın gözünden kaçmış olabilir ama yine de değinmek istiyorum. Ayriyetten mantık hatalarından dolayı puan kırmadım.)
1. Stella'nın kardeşi Elsie'nin yaşının 1 mi yoksa 3 mü olduğuna yazar başlangıçta karar verememiş herhalde. Ama sonrasında Elsie'nin yaşının 3 olduğunu anlıyoruz çünkü Elsie'nin yaşını yazarken 1 yaş teriminden daha çok 3 yaş terimi ile karşılaşıyoruz.
2. Yazarın karar veremediği bir diğer konu başrol kızımızın en yakın arkadaşı Brynn'in saç rengi. Kızıl mı yoksa siyah mı saç rengine sahip olduğunu maalesef ki anlayamadım.
Evettt, şimdi esas yorumuma gelebiliriz. Kitabın ilk yarısı tamamen bir klasik "lisede geçen, yakışıklı çocuğumuzun korumacı, kızımızın ise pısırık" olduğu kurgulardandı. Stella Levi'a o kadar aşıktı ki ağrısından ölebilecekken bile Levi, Levi diye zırlayıp durdu. Buradan da anladığımız üzere başrol kızımız biraz salak. Ek olarak Levi'ın nesini de sevdiğini anlayamadım, tamam eli yüzü düzgün gözüken bir genç