Bir hikayenin hem ütopik hem de gerçek olması ne kadar mümkünse o kadarını sunmuş Livaneli.. Okuduğum, çoğu zaman hayal alemimde gezerek gördüğüm bu ada tam da üzerinde yaşadığımız dünya aslında.. Her bir metaforun karşılığını kendi dünyanızda buluyor olmanız bu hikayenin gerçekliğini yüzünüze bir tokat gibi vuruyor. Dünyadan kopmuş, bi o kadar da dünyanın kendisi olan ada.. Bu kitapta Livaneli’nin zekâsına vurgu yapmamak da kabalık olacaktır. Kendisi gerek diliyle, gerek yaptığı teşbihlerle bunu zaten size kanıtlayacaktır. Karakterleri bir süre sonra unutup kendinizi okuduğunuzu hissedeceksiniz.. Uğradığınız haksızlıklar karşısında karakterlerden önce siz öfkelenip baş kaldıracaksınız.. Bi nebze olsun bu başkaldırış sizi rahatlatacak.. Lâkin hikâye de olsa pek değişmeyen bir son sizi bekliyor…