·680 syf.····Okunma: 20 Aralık 2021 01:51 Normalde pek inceleme yazan biri değilim, birkaç kez denemiş olsamda bunda mutlak şekilde başarısız olduğumu görüp, kavrayınca inceleme yazılarına meydan okumaktan vazgeçtim. Şu anda yazıyor olmamın basitçe sebebine değinmek gerekirse Hayal Tanrı'sına adak sunmak derim.
Pessoa kadar saf, berrak, pürüzsüz bir hayalci değilsem de bende kendimce düşlerde yaşamayı seven bir hayalci olduğum kanaatindeyim. Duruma böyle bakınca, hayalcilerin hayalcisi ulu Pessoa' ya bir mum dikmenin şahsi olarak vazifem olduğunu düşünmeden edemedim.
"Bu kitap bir ruh, bir ruhun kendisidir," demişti. Bir kitabın nasıl bir ruh olacağı düşüncesine takılınca onun bu sözüne inanamamıştım. Çünkü benim lûgatımda bir kitap yalnızca bir ruh değil, birden fazla ruha gark olan bir varlıktı. Ancak onun ruh çözümleme sanatında o keskin zekâsının ne kadar çevik olduğunu ve onu doruğa çıkarabildiğini görünce şaşmadan edemedim doğrusu. Açıkçası bu şaşkınlığımın en büyük nedeni de bu kitabı inanılmaz şekilde önyargıyla elime almış olmamdan kaynaklıydı.
Şaşkınlığımın diğer bir nedeni de; bir insanın kendini bu kadar net tanıyabilmesiydi. Sonuçta hangi birimizi kendimizi bir kağıda anlatmaya başladığımızda araya yalan sokmadan anlatabiliyoruz? Başlangıçta herkes pürüzsüz şekilde kendini anlatmaya koyulur ama daha sonra olmak istediği bir forma bürünerek eylemine devam eder. Pessoa'nın farkı da işte burada ortaya çıkıyor. O hem olmak istediğini, hem olduğunu hem de oluyor olduğu anı bir araya getirebilecek nitelikte biriydi.
Dedim ki kendi kendime: "Bir insan huzursuzluğu nasıl tarif edebilir ki? Hâlihazırda onca duygu hâlen tarif edilememişken, tam bir metinde vücut bulamamışken, insanların en yoğun olarak yaşadığı ve tahammül sınırlarını zorlayan duygulardan birini anlatmak yahut anlatabilmek ne kadar mümkün olabilir? Dahası, sadece bir duygu değil de duygular bütünü olan ruhu açıklamaktan bahesediyor," diye. Ancak okumaya başlayınca sadece bir dugunun tanımlanmasını değil de aynen dediği gibi bir ruhun kendisini görebilmiş oldum.
Yalnızca bir duyguyu ve bir ruhu tanımlamak müthiş bir zorluğa sahipken Pessoa, bununla da kalmayıp bunu aktarabilecek bir düzeye de erişmiş bir konumdadır. Bunu da yalnızca hayallerinde yaşayan bir insan yapabilir. Çünkü sadece yalın gerçeklikte yaşayan biri gördükleriyele yetinebilir, lâkin buna ekserî olarak hayal dünyasına da adım atmış birinin mutlak bir sınırı kesinlikle yoktur. Bu sebeple söz konusu durumu yalnızca bu mertebeye ulaşmış bilge ve ulu biri gerçekleştirebilir.
Saygı ve minnetle...