Bu kitabı yoğun bir zamanda elime aldığım için sürekli bölündü okumam ama ne zaman ki işlerim bitti ve ben de oturup okumaya saatler ayırabilecek duruma geldim işte o zaman kitabı elimden hiç düşürmeden okuyup bitirdim. Hem bir an önce bitsin de ne olmuş öğreneyim heyecanı hem de bitince güzel bir kitabın bitme hüznü vardı üzerimde.
Yazar, olayları hem çok geniş bir alana yaymış hem de zaman geçişlerini oldukça yerinde yaparak kafa karışıklığı yaratmadan ve önceki sayfalarda takılı kalmadan daha çok önünüzdeki sayfaları merak edeceğiniz bir kurgu çıkarmış ortaya. Kitabın son sayfasına kadar hep bu hikayenin tamamlayıcı parçalarını bulup yerine koymaya çalışıyorsunuz. Zehra ve Settarhan nasıl bir araya gelecek hep merak ediyorsunuz. Bu da rüyalarınıza girmelerine sebep olabiliyor.:) Bu merak dışında kitapta verilen tarihi bilgiler cok güzel, dozunda ve romanı zaman bakımından tamamlar nitelikte. Olayların zaman bakımından böyle net olarak verilmesi daha da inandırıcı ve mümkün kılıyor bu uzun yolculuğu. Kitabın her sayfasında ince işlenmiş detaylar, hayrete düşüren betimlemeler bulabilirsiniz. Gerçekten çok emek verilmiş bir öykü bu.
Son olarak itiraf ederim ki kitap karakterlerinden İsmail'e aşık oldum. Onun gerçek hayatta var olmaması beni bir miktar üzdü. Okurken bile ileriki sayfalarda onu bulamayacağımı anladığım zaman üzüldüm biraz. Ondan geriye Kırık Kafiye'si kalmıştı bir tek. Belki de şiir yazma konusundaki çekingenliği yakın hissettirdi onu bana, bilmiyorum.
İsmail gibi güzel insanlara denk gelebilmek umuduyla...
İyi okumalar dilerim.