Puan vermedi·200 syf.····Okunma: 18 Aralık 2021 20:30 11. Peron; 1961 yılında Almanya’nın işçi kabulüyle birlikte hayallerle, umutlarla Anadolu’dan göç edenlerin, kendi dışında her şeyi bırakıp gidenlerin hikâyesi… Bu kendi dışında söylemi sadece fiziken gitme anlamında anlaşılması daha doğru olacaktır çünkü onlar aslında sadece fiziken gittiler ve memleketlerini bavullarının içinde taşıyarak gittiler o bavul buram buram memleket kokusuyla doludur ve gurbette onların en önemli tesellisidir, dönme umududur.
Yazar bu kitapta yeni, bilinmeyen bir yolculuğu konu edinmiş olup bu bilinmeyen yolculuğun getirmiş olduğu zorlu süreçleri bizzat oraya gidip bu zorlu süreçlerden geçen göçmen işçi ve ailelerinin yaşadıklarını onların anlatımıyla desteklemektedir ve bu yeni hayatlarının fotoğraflarla desteklenmiş olması da kitabın güçlü bir diğer yönüdür.
Kitap tüm bu süreçleri gidenler, kalanlar ve gittikleri yer olarak gurbet çerçevesinde ve bu göç hikâyesini, gidenlerin ve kalanların anlatımıyla, onların dilinden sade, anlaşılır bir şekilde okuyucuya sunmaktadır. Göçmenliğin her yönünü okuyucuya aktaran yazar, aslında göçmenliğin anlaşılması açısından da önemlidir ve göçmenliğin aslında ne kadar zor olduğunu, anlatıldığı kadar kolay olmadığını da anlamamıza ve bu konuda empati yapabilmemize de olanak sağladığını düşünüyorum. Genel olarak Almanya’ya olan bir göç hikâyesi olan 11. Peron, göçmen işçilerin orada yaşadıkları zorlukları, yoksulluktan dolayı çok ağır şartlara katlanmak zorunda kaldıklarını, saldırılara maruz kalmalarını, nasıl dışlandıklarını, nasıl değersizleştirildiklerini yani her yönüyle nasıl ötekileştirildiklerini anlatan: Sirkeci’den Münih’e olan hüzünlü bir yolculuk…