10/10
·232 syf.··
2021 192. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2021 13:37
Kendimi bildim bileli okuma ve yazma eylemini gerçekleştiriyorum. Yazmak benim için kendimle baş başa kalma, kendimi anlama ve ruhuma saygı gösterme aracı. Hiçbir zaman yazar olmayı düşünmedim. Çünkü bana göre yazarlık bir dışa açılma ihtiyacından kaynaklanıyor. İnsanlara kendinizden bir parça verme, ruhunuzu sözcüklere aktarıp somut bir şey ortaya çıkarma ve bunun karşılığı olarak takdir, beğenilme, alkışlanma ya da geçiminizi sağlamak için para elde etme aracı. Yazarlık nedir? Doktorluk, mühendislik ya da öğretmenlik gibi bir meslek midir yoksa romantik bir bakış açısıyla sanatsal ya da toplumsal bir hizmet midir? Derdim para kazanmak değil diyen yazarların hobi aracı mıdır? Geçmişe uzandığımızda birçok başarılı yazarın ölene kadar fakirlik içinde kıvrandığını ve ölümlerinin ardından yakınlarını servete kavuşturan kitapları olduğunu görüyoruz. İşleri rast gitmediği için çok başarılı eserlerini okurla buluşturamamış olan yazarın durumunu nasıl ele almalıyız? Bu yazarın şanssızlığı mı yoksa o eserlere ulaşamamış olan okurun mu? Bu kitabın temelini 2000 Yılı Cambridge Üniversitesi Empson Konferansları oluşturuyor. Margaret Atwood’un yazmak üstüne düşünceleri karma bir dinleyici topluluğuna yönelik altı konferanstan oluşan muazzam bir metin. İlk bölüm hem otobiyografik hem de yazarın faydalandığı kaynakların yelpazesini sunuyor. İkinci bölümde post romantik akımın etkisinde yazma bilincini işliyor; yazar ve ikinci kişi, Superman filmindeki Clark Kent’i ve içinden çıkan kahramanı düşünün ya da Doktor Jeklyll ile Bay Hyde’ı… Yazarlık işinde bir hilekarlık olabilir mi? ‘Yazma eylemi kaygı verici bir yüktür. Yazılı sözcükler kanıt gibidir… Sonradan aleyhinize kullanılabilir. İlk dedektif öykülerinden birinin, Edgar Allan Poe’nun o meşhur öyküsünün çalınan bir mektupla ilgili olması şaşırtıcı değildir.’ Üçüncü bölüm sanat tanrıları ve ticaret tanrıları arasındaki çatışmayı ele alıyor. Tamam siz edebiyata önem veriyorsunuz, para umurunuzda olmayabilir ama ev kirasını kim ödeyecek? ‘Yazdıkları para kazandıran kişi yaşar, Başka bir gün yazabilecek kadar.’ Dördüncü bölümde yazar bir illizyonist, bir zanaatkar, toplumsal ve siyasi erkin bir katılımcısı olarak değerlendiriliyor. İyi bir yazar, ayrıca iyi bir insan da olmalı mıdır? Elindeki büyülü kalemi dokundurup toplumları iyi ve güzele yönlendirmek mi yoksa bir gözlemci gibi olanı göstermek mi? Beşinci bölümde okur, yazar ve aracı kitap arasında ilişki olanca netliği ile gözler önüne seriliyor. Eserinizi yayımlatmak istediğiniz an karar anıdır. ‘Postacı filmindeki boynu bükük şiir hırsızı postacı, şair Pablo Neruda’ya “Şiirler onları yazanlara ait değildir” der. “Onlara ihtiyaç duyanlara aittir.” Sahiden de öyledir.’ Ve son bölümde Ölülerle Uzlaşma zamanı gelmiştir. Bütün yazarlar şimdiki zamandan öykülerinin bulunduğu yere inmek ve karakterleriyle uzlaşmak zorundadır.
Ölülerle UzlaşmakMargaret Atwood · Doğan Kitap · 202157 okunma
··
301 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.