Çocukken incecik bir özetini okumuştum bu kitabın. Hatta Don kişot'tan sonra en sevdiğim kitap Çalıkuşu derdim. O zaman da çok sevmiştim Feride'yi. Tabi yıllar geçti ben de onun gibi Anadolu'nun bir ucunda öğretmen olunca daha çok anladım Çalıkuşu'nu. Okurken hissettiklerimi anlatmakla bitiremem. Bir Fransız okulunda eğitim almış birinin Anadolu'nun en ücra köşelerine giderek çocukların hayatlarına dokunması, elinden gelen en kıymetli şeyi yapıp belki de o çocukların en masumu Munise'yi evlat edinip kendi çocuğu gibi sevmesi bir öğretmenin yapabileceği bir çok fedakarlıkları anlatıyor bize Feride. O zamanlarda Anadolu'daki bozuk zihniyetin günümüzde de hala bir çok yerde devam ettiğini düşündükçe kahroluyorum. Okurken hep acaba Feride doğruları gösterebilecek mı? Değişim olacak mı diye diye okudum. Ama ne yazık ki o zihniyetler yüzünden oradan oraya savruldu Çalıkuşu. Reşat Nuri belki de kadınların çektiği bu dramı, içinde çok hissetmiş olacak ki bu kadar güzel kelimelere dökebilmiş. Yine de yılmamış hep daha kötüsünü yaşamış olmasına rağmen güçlü kalabilmiş Feride. Ve sonunda da bütün yaşadıklarının mükafatı olarak Kamran'a kavuşabilmiş. Öğretmenliğin kutsallığını anlamak isteyen, icraa eden herkesin mutlaka okuması gerekir bu kitabı.