·116 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Aralık 2021 20:10 Bazı kitaplar için bazı sözlerin yetersiz olduğuna inanmışımdır her zaman...Bu kitap için söze nereden başlayacağımı bilemiyorum. Hani yazar diyor ya:"Kitaplarda çalar zamanımızı..." kesinlikle söylemem gereken bir şey varsa o da bu kitabın zamanımı çalması şöyle dursun, her okuduğumda zamanım daha bir kıymetleniyor.Hayatta bana dokunan kitaplara elbette denk gelmişliğim vardır. Ama bu kadar beni yansıtan ve içimin söylemeye korktuğu gerçeklerin dile geldiği bir kitaba rastlamamıştım. O kadar merak uyandıran bir kitaptı ki benim için ilk okuyuşumda çoğu alıntılık yerleri -gerçi kitabın her cümlesi alıntılık ama- kaçırmışım. Kitabın bana en çok hitap eden ve beni yansıtan kısımlarını paylaşmak daha yerinde olur diye düşündüm. Kitabınızı okurken sıkılmadım ve çok akıcıydı. Sanki karşımda biriyle konuşuyormuş gibi hissettirdi. Gayet başarılı buldum. Sanki böyle yılların yazarıymışsınız gibi...Gerçekten içeriğiyle kapağıyla ilgimi de ve beni de içine çeken bir kitap...Ve herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Çünkü, bu kitap belki binlerce insanın iç sesi olabilir. Beni en çok etkileyen şu alıntıdan bahsetmek istiyorum. "Çünkü annesi mutsuz evin, kimsesi mutlu olamıyordu, eşyası bile"okuyunca uzunca durup düşündüm. Anne denilince ben de oluşan duygu acı ve üzüntüydü. Son olarak bu kitabı hepimiz yazdık demişsiniz. Evet belki öyle ama bu kadar cesaretli sözleri bizler söyleme cesaretinde bulunamadık. Siz söylediniz ve bize de okumak düştü. Sizin yazdıklarınıza ortak olmak düştü. Birde çok sevdiğim Şükrü Erbaş'ın kalemini hissettirdiğiniz yazılarınızın olması...İnanılmaz yaa okunur adeta. Dilerim üçüncü kitabınızı da okuyacağımız günler gelir. Uzun lafın kısası elinize, emeğinize ve kaleminize sağlık. Böyle bir kitabı yazdığınız için minnettarım. Bu kitaba ikinci bir isim olarak:"İçimin Yansıması" adını bir köşesine yazarak bitirdim.