Puan vermedi·784 syf.····Okunma: 23 Aralık 2021 21:07 Kırk bir yıllık bir yaşam ve bu yaşama sığmış asırlık olaylar. Önce savaşlar, ardından ihtilal ve nihayetinde Cihan Harbi...
Enver Paşa, her tarihi karakterde olduğu gibi, özellikle günümüzde çokça tartışılan simalar arasında yerini almıştır. Kimilerine göre Sarıkamış faciasının müsebbibi; kimilerine göre "Hürriyet Kahramanı" ve kimilerine göre de büyük bir Turancı...
Murat Bardakçı ve kitap hakkındaki yorumumu belirtmeden önce, Enver Paşa'nın 41 yıllık hayatını kısaca özetlemek isterim:
1881 senesinin Kasım ayında gözlerini dünyaya açan İsmail Enver, orta halli hatta fakir bir ailenin çocuğuydu. Bir Türk evladına yaraşır meziyetlere sahip olan Paşa, herkesçe kabul gören düşünceye göre her şeyden önce çok cesur ve ideallerine bağlı bir insandı. Elbette doğduğu ve büyüdüğü dönem (devr-i istibdat) onun siyasî görüşlerinin şekillenmesinde etkili olmuştur. O dönemin simaları gibi kendisi de büyük bir Abdülhamid muhalifi olmakla beraber, bu muhalefetine mukabil hürriyet, müsavat gibi kavramların da savunucusu konumundaydı... Enver Paşa'nın tarih sahnesine çıkışı II.Meşrutiyet'in ilanına giden süreçte mümkün olmuş; Enver, artık "Hürriyet Kahramanı" ilan edilmişti. Ardından sırasıyla Bab-ı Âli Baskını ve Türkiye'nin idaresini 1918'e kadar elinde tutacak olan Ittihad ve Terakki Hükümeti'nin kurulması...
Gelelim Enver Paşa'ya yöneltilen suçlamalara, bunlar arasında Cihan Harbi meselesi belki de en önemli yeri tutmaktadır; muhalif yorumların dayanağı, Enver'in tek başına Türkiye'yi harbe soktuğu, hatta Sultan Reşad'ın bile durumdan habersiz olduğu yönündedir. Naçizane kendi yorumumu ifade edecek olursam, bu suçlama bir noktaya kadar kabul edilebilir olsa da hükümetin Cihan Harbi'ne girmemek gibi bir seçeneğinin olmadığını söylemek isterim.
Paşa hakkındaki bir diğer mesele Sarıkamış Harekatı ve ardından gelişen acı olaylar. Sarıkamış'daki şehit sayımız bugün bile tam olarak tespit edilmemiş, üzerinde hala tartışmalar yürütülmekte beraber, sayının 90 binleri gördüğü yönündeki ifade tamamen hamasetten ibarettir. Elbette vatan uğruna şehit düşen bir mehmetçiğin canı bile, tarifi imkânsiz bir acıdır lakin, burada sayının bu kadar yüksek gösterilmesi de bir tarih çarpıtması olduğu için özellikle gerçeğin ifade edilmesi gerekir. Yine harekatın öncesinde askerin kış şartlarına uygun kıyafet ve teçhizatın olmaması meselesi de bir noktaya kadar eleştirilebilir fakat bu facianın tamamiyle Enver Paşa'ya yıkılması da doğru kabul edilemez. Zira Hafız Hakkı Paşa'nın bölgede inisiyatif alıp orduyu Allahuekber Dağları'na götürmesi ve yine kendisinin ifadesiyle felakete sürüklemesi Enver Paşa'nın elinde olan ya da bizzat talimatı olan bir durum değildir.
1918 yılında Türkiye'nin harpten çekilmesi sonrası yönetici kadro ve tabii ki Enver Paşa da Türkiye'den ayrılmıştır. Türkiye'deki yaşamı sürekli bir mücadele ve zorlukla geçen Paşa'nın kalan ömrü de geçen ömrünü aratmayacaktır. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde, bilhassa Almanya'da bir müddet yaşamını sürdüren Enver, bu defa daha da büyük bir hayale; kimilerine göre Turan uğruna kimilerine göre de Islâm'ın ve Müslümanların kurtuluşu için Türkistan'a adım atacaktır...
Burada Basmacı hareketine katılan ve bu mücadelede lider konumunda bulunan Enver Paşa, 1922'nin Ağustos ayının 4.günü ata topraklarında giriştiği hürriyet mücadelesinin sonunda canını bir düşman kurşununa teslim edecektir...
Gelelim Murat Bardakçı ve kitabına:
Daha önce kendisinin Şahbaba eserini okumuştum, o eserde de gayet titiz bir çalışma sergilenmiş, her ifade bir kaynağa dayandırılmıştı. Bu kitapta da karşılığı olmayan bir ifadeye yer verilmemiş. Sayın Bardakçı hem Şahbaba kitabında hem de Enver eserinde sağlam kaynaklar kullanmanın yanında, bizzat hanedan ve aile üyeleri ile de biraraya gelip konu hakkında malumatlar almıştır.
Konuya ilgisi olan herkese şiddetle tavsiye edebileceğim bir eser, Bardakçı'nın üslûbu ve akademik titizliği de eseri cazip kılan noktalardan biri.