KUR'AN ÜSLUBUNUN MUCİZEVİ ÖRNEĞİ
55. âyette geçen “cennetin nimetlerinden yiyip içme” ifadesinin aslı, فَاكِهُونَ  (fâkihûn)dur. Kelime mânası itibariyle “meyve yiyenler” demektir. Benzer mâna 57. âyetteki sözcük anlamı itibariyle “meyve” demek olan فَاكِهَةٌ (fâkihetün) kelimesinde de vardır. Burada Kur’ân-ı Kerîm’in mûcizevî üslubunun bir özelliğine daha şâhit olmaktayız. 54. âyet, âhirette herkesin dünyada yaptıklarının karşılığını göreceğini haber vermişti. Bilindiği gibi “meyve”, ağacın hayatının neticesidir. Dolayısıyla 55. ve 57. âyetler, mü’minlerin cennette dünyadaki güzel davranışlarının karşılığını cennet nimetleri olarak bulacaklarına işaret etmektedir. Allah katında kabul görmüş her bir güzel iş,  âhiret tarlasına bir tohum olarak düşer ve işlenmesindeki samimiyet ve mükemmeliyete göre herkes için farklı derecelerde cennet nimeti olarak çıkar. Şu kadar ki Allah Teâlâ, cehennemi hak edenlere sadece yaptıklarının karşılığını çektirirken, cennet ehline kendi lütf u kereminden çok büyük ikramlar hazırlar; dolayısıyla onlar için cennette “daha ne isterlerse” bulunur. (Ünal, s. 968)
·1 alıntı·
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.