Ömer Çelik

Ömer Çelik

YazarÇevirmen
9.4/10
15 Kişi
·
28
Okunma
·
4
Beğeni
·
320
Gösterim
Adı:
Ömer Çelik
Unvan:
Türk Yazar, Dekan, Profesör
Doğum:
Yusufeli, Artvin, Türkiye, 1966
1966 yılında Artvin Yusufeli’nde doğdu. 1985’te Yusufeli İmam-Hatip Lisesi’ni, 1989’da MÜ İlâhiyat Fakültesi’ni bitirdi. Fakültemizdeki görevine 1991 yılında araştırma görevlisi olarak başladı. MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne bağlı olarak hazırladığı Kur’ân’a Göre Kur’ân-ı Kerîm ve Muhatapları adlı doktora tezini 1997 yılında tamamladı. 2002 yılında doçent oldu. 2003-2006 yılları arasında Oş Devlet Üniversitesi Araşan Teoloji Fakültesi’nde dekanlık görevinde bulundu. 2007 yılında profesörlüğe yükseltildi. Eserlerinden bazıları: Türkiye Kur’an Makaleleri Bibliyografyası (Murat Sülün ile birlikte), Üsve- i Hasene, Teşbih, Temsil ve Tasvirler Işığında Kur'an'da İnsan, Kur’an’dan Teknolojik Yansımalar, Tefsir Usulü ve Tarihi.
Allah Rasûlü (s.a.v), kalp katılığına karşı bizi uyararak şöyle buyurur: "Allah'ı anmanın dışında çok konuşmayın. Çünkü Allah'ı anmanın dışında sözün çokluğu kalp katılığına sebep olur. Insanların Allah'tan uzak olanı ise, kalbi katı olandır." (Tirmizî, Zühd 62)

Bu sebeple göz yaşarmaması, kalp katılığı, bitmek bilmeyen arzular ve dünyaya karşı aşırı tamah bedbahtlık alameti olarak kabul edilmiştir.
5. Kendilerine gerçeğin ta kendisi olan Kur'an geldiğinde onu da yalanladılar ve alaya aldılar. Elbette bir gün gelecek, alay ettikleri bu gerçekler ne imiş göreceklerdir.
(En'âm Suresi)
Allah Rasûlü (s.a.v): "Fayda vermeyen ilimden ve ürpermeyen kalpten Allah'a sığınırım." buyurmuştur.

Hz. Ali (r.a) şöyle der: "Iki tip insan beni çok endişelendirir. Bunlar hayâsız âlim ile cahil âbiddir. Çünkü birincisi hayâsız davranışlarıyla insanları ilimden soğuturken, cahil âbid, zâhidâne yaşayışıyla insanları bilgisizliğe teşvik etmiş olur."
"O mü'minler aralarındaki işlerini istişâre ederek yürütürler."
(Şüra 42/38)

Rasûlullah (s.a.v.) bu hususta şöyle buyurmuştur:
"İyi bilin ki Allah ve Rasûlü'nün müşâvereye ihtiyacı yoktur. Ancak Allah Teâlâ bunu benim ümmetime bir rahmet kıldı. Onlardan kim istişare ederse doğru ve yerinde hareket etmekten mahrum olmaz. Her kim de istişareyi terk ederse hatâdan kurtulamaz." (Beyhaki,
Şuabu 'l-iman, VI, 76)

"İstişâre eden pişmân olmaz." (Heysemî, Mecma'u'z-zevâid, II, 280)

Ebû Hüreyre (r.a.), Rasûlullah (s.a.v.)'den daha fazla ashâbıyla istişâre oden bir kimse görmedim!" demiştir. (Tirmizi, Cihâd 35/1714)

Hz. Süleyman (a.s.) da, oğluna nasihat ederken: "Yavrucuğum! Ehil bir kimseyle istişâre etmeden kesinlikle bir iş hakkında karar verme! Şâyet
böyle yaparsan sonunda üzülmezsin!" demiştir. (Beyhaki, es-Sünenü'l-kübrâ, X, 110)

Hz. Ömer (r.a.), toplumu ilgilendiren meselelerde karar vereceği zaman müslümanlarla istişare ederdi. Genç, yaşlı bütün âlimler Hz. Ömer'in
danışma meclisinde bulunurlardı. (Buharî, Tefsir 7/5, 110/4; I'tisam 2)

Ömer b. Abdülaziz, halife seçildiğinde, kendisine dâimâ doğruyu ve iyiyi tavsiye edecek bir istişâre heyeti kurmuş, onlar da halifeyi ikaz
ve nasîhatleriyle yanlışlıklardan korumaya çalışmışlardır. (bk. Beyhaki, es-Sünenü'l-kübrá, X, 110)

İstişâre edilecek kişilerin sâlih, müttakî, emîn ve işin ehli olmalarına dikkat edilmelidir. Zira Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz: "Kendisiyle istişâre
edilen, güvenilir bir kimse olmalıdır" buyurmuşlardır. (Tirmizî, Edeb 57/2822)
İstişâre eden kimseyi yanıltmak, büyük bir ihânettir. Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurur:
"Kim doğru olmadığını bildiği halde müslüman kardeşine bir işi tavsiye ederse, ona ihânet etmiş olur." (Ebû Dâvud, İlim 8/3657)

"Kime müslüman kardeşi bir mesele danışır, onunla istişâre eder de o da kardeşine yanlış yolu gösterirse, ona ihânet etmiş olur." (Buharî,
el-Edebü'l-müfred, no: 259)

İstişare neticesinde ortaya çıkan görüşe uymak zarûrî değildir. Ancak bir karar verildiğinde Allah'ın yardımına, tevfikine ve muhâfazasına itimad edip güvenmek îcâb eder.

Azim ve tevekkül, müslümanın sahip olması gereken iki mühim esastır. İkisi birlikte bulunmalıdır. Ancak tevekkülü yanlış anlamamalıdır. Tevekkül, insanın kendisini ihmâl etmesi değil, zâhirî sebeplere sanımakla
birlikte kalbini onlara bağlamayıp Hak Teâlâ'nın muhâfazasına sığınması demektir. (Fahreddin er-Razi, Mefâtihu'l-gayb, IX, 55)
Ömer Çelik
Sayfa 498 - Erkam Yayınları, 1. Cilt, Âl-i İmrân Sûresi tefsiri
Üç şey vardır ki, onlar olmadan üç şey iddia eden yalancı mevkiine düşer:
•Malını Allah yolunda harcamadan cenneti sevdiğini iddia eden,
•Haramlardan sakınmadan Allah'ı sevdiğini iddia eden
•Fakirleri sevmeden Peygamber Efendimiz'i sevdiğini iddia eden yalancıdır.
Ömer Çelik
Sayfa 662 - Erkam Yayınları, 1. Cilt
Biz Allah'ı zikredince, Allah da bizi şanına uygun bir tarzda zikretmekte; rahmet ve yardımda bulunmaktadır. Kulluğumuzu kabul buyurmakta, tevbe ve istiğfarlarımızı işitmekte ve dualarımıza icâbet etmektedir. Hadis-i
kudside söyle buyrulur:

"Kulum beni zikrettiğinde ben onunla beraberim.O beni kendi içinde zikrederse ben de onu zâtımda zikrederim.O beni bir topluluk içinde zikrederse, ben de onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde zikrederim." (Buhari, Tevhid 15)

Allah'ı zikir dille, kalple ve bedenle olur. Dille zikir, Allah Teâlâ'yı en güzel isimleriyle anmak, O'na hamd etmek, O'nu tüm noksanlıklardan pak ve uzak tutmak, kitabını okumak ve dua etmektir. Kalb ile zikir, Allah'ı gönülden anmak, O'nun varlığının delilleri, isim ve sıfatları üzerinde düşünmektir. Bedenle zikir ise vücudun azalarından her birinin görevli bulundukları vazîfeyle meşgul ve dopdolu olması, kendilerine yasaklanan şeylerden uzak bulunmasıdır.
Büyük velilerden Ubeydullâh Ahrâr (k.s.), Allah Teâlâ'nın zikriyle eriyebilmek için şöyle bir yol tavsiye eder:

"Hayal et ki, dünya yeşil bir kubbedir. Onun içinde de Allah'tan başkası yoktur; bir de sen varsın. Bu hâlinle Allah'ı anmaya devam et ki,
ezilip eriyip gitme tecellisi seni sara... Bundan sonra sana ihtiyaç kalmaya, ancak O (c.c.) kala..." (Hânî, el-Hadâiku'l-verdiyye, s. 474)

Şükür, verdiği nimetlerden dolayı kulun Allah'a teşekkür etmesi, minnettarlık duyması, bunu söz ve amelleriyle göstermesidir. Dolayısıyla şükür
de yine bu üç yolla yani dil, kalp ve bedenle yerine getirilir. Kul, şânına layık bir şekilde Allah’ı zikredecek, Allah da kulunu şanına lâyık bir şekilde anıp hatırlayacaktır. Yine kul, verdiği nimetlerden dolayı Rabbine teşekkür edecek ve fakat O'na asla nankörlük etmeyecek, nimetlerini görmezden gelmeyecektir. Şükür nimetin artmasına, nankörlük ise nimetin elden gidip ilahi azabın inmesine sebeptir. (bk. İbråhim 14/7)
Ömer Çelik
Sayfa 213 - Erkam Yayınları, 1. Cilt, Bakara Sûresi tefsiri
32. Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka değildir! Ahiret yurdu ise Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?

(En'âm Suresi)
Allah Rasûlü (s.a.v) şöyle buyurur:

"Belâ, ağızdan çıkan söze bağlıdır. <Vallahi şu şeyi yapmayacağım.> diyen bir kul, her şeyi şeytana bırakmış olur. Böylece şeytan bütün maharetini kulun <yapmayacağım> dediği şeye teksif eder ve sonunda ona istediğini yaptırır. "

(Aclunî, Keşfu'l-hafâ, I, 343)
Ömer Çelik
Sayfa 607 - Erkam Yayınları, 2. Cilt, Yûsuf Sûresi
Rasûl-i Ekrem (s.a.v), akıllı ile ahmağı tarif buyururken bu hususa şöyle dikkat çeker:

"Asıl zeki ve anlayışlı, kendini kontrol eden ve ölümden sonrası için çalışan kimsedir. Âciz ve ahmak ise, kendini kötü arzularının peşinde sürükleyen ve buna rağmen Allah'tan boş temennilerde bulunandır." (Tirmizi, Kıyâmet 25)
Ömer Çelik
Sayfa 178 - Erkam Yayınları, 1. Cilt
44. Siz insanlara iyilik yapmayı emredip kendinizi unutuyor musunuz? Halbuki ilâhî kitabı okuyup duruyorsunuz. Hiç aklınızı çalıştırmıyor musunuz?
Ömer Çelik
Sayfa 115 - Erkam Yayınları, 1. Cilt, Bakara Sûresi
250 syf.
·Beğendi·10/10
en güzel örnek .....yaşamımızın her alanında ,hareketlerimize ,düşüncelerimize yol gösteren son nebi....duygu yoğunluğunu tepelerde yaşadığım ....bir eser ....akıcı dili ,sadeliğiyle herkesimin anlayacağı boyutta bir eser...
250 syf.
·303 günde·Beğendi·10/10
Peygamber Efendimizi anlatan muhteşem iki eser.Okurken çok duygulanıp ağladığım yerler oldu.Yüce şahsiyeti daha yakından tanıma şerefine nail oldum.O' nun ümmeti olmaktan gurur duyuyorum.
Recep Uğuz
Recep Uğuz Hakk'ın Daveti Kuran-ı Kerim Meali ve Tefsiri'yi inceledi.
@recepuguz·20 May 00:06·Kitabı okumadı
Kur'ân'ın günümüzde yazılmış en güzel tercüme, açıklama ve tefsiri.

Sadece iki kişi tarafından okunmuş.

80 milyonu müslüman bir ülkeyiz.
Kur'ân ayında Kur'ân gecesinde kendi kitabına yabancı bir millete döndük.

Artık ne okusak boş.

Söyleyecekkerim bu kadar!

Yazarın biyografisi

Adı:
Ömer Çelik
Unvan:
Türk Yazar, Dekan, Profesör
Doğum:
Yusufeli, Artvin, Türkiye, 1966
1966 yılında Artvin Yusufeli’nde doğdu. 1985’te Yusufeli İmam-Hatip Lisesi’ni, 1989’da MÜ İlâhiyat Fakültesi’ni bitirdi. Fakültemizdeki görevine 1991 yılında araştırma görevlisi olarak başladı. MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne bağlı olarak hazırladığı Kur’ân’a Göre Kur’ân-ı Kerîm ve Muhatapları adlı doktora tezini 1997 yılında tamamladı. 2002 yılında doçent oldu. 2003-2006 yılları arasında Oş Devlet Üniversitesi Araşan Teoloji Fakültesi’nde dekanlık görevinde bulundu. 2007 yılında profesörlüğe yükseltildi. Eserlerinden bazıları: Türkiye Kur’an Makaleleri Bibliyografyası (Murat Sülün ile birlikte), Üsve- i Hasene, Teşbih, Temsil ve Tasvirler Işığında Kur'an'da İnsan, Kur’an’dan Teknolojik Yansımalar, Tefsir Usulü ve Tarihi.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 28 okur okudu.
  • 19 okur okuyor.
  • 35 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.