Kitaba başlarken ilk yirmi sayfa bir şey anlamadığımı ve acabalarla devam etmeye çalıştığım bir an oldu . Sonrasında 100 . Sayfaya geldiğim de kitap boyu anlatılan düşten çıkıp buraya nasıl geldim diye gülümsedim. Kitabı okurken o çok ağırmış gibi gelem dili birer masal dinletisi gibi zihinden akıyor. Sözcükler yıllardır hayatımızın bir köşesinde karşımıza çıkmayı beklemiş ve bu kitapla sahne almışlar gibi enfes bir tat bıraktı. Öte yandan yazarın felsefe mezunu oluşunun ve bunu kurguyla nasıl muhteşem harmanladığını görebiliyoruz. Derin felsefi çözümlemelere girip uzun uzun bir şeyleri sorgularken hemen bu durumdan sıyrılıp kitaptaki kurguya geri dönüyorsunuz . Kahramanların her hikayesinin birbiriyle bağlantısını bu tipleme burada dursun ileride nerede göreceğim diyerek okudum . Bu düş ne zaman biter hangisi gerçek hangisi düştür soru işaretleriyle keyif dolu bir okuma gerçekleşti . Şimdi kendime şunu sorar halde bitiriyorum acaba kimin düşünde canlandırdığı kişiyim