Bana "Ben ne okudum şimdi?" dedirten bir kitap. Kavramlarda değil de yazarın kavramlara bakış açısında bir yanılgı var. Bir çok yaklaşımı anlamlandıramadim. Empati sözcüğü mesela. Bizim dinimizde de kültürümüzde de empati yapmak zaten var. Bu yüzden oruç tutuyor bu yüzden birbirimize karşı sabır gösteriyoruz ya da bazı kötü davranislardan bu sebeple kaçınıyoruz. Empati yapmak "onun gibi olmak" demek değildir. Empati sempati ayrımını iyi yapmak gerekir. Yazarın tabiriyle "gavur"un empati yapmıyor oluşu bu sözcüğün anlamini da değiştirmez. İnsanlar iyilik yapmıyor diye nasıl bu sözcüğü afaroz etmiyorsak empati sözcüğüne yaklaşımımız da benzer olmalıdır.
Hele ki "Ama o iyi biri" bölümünde geçen su ifade beni ziyadesiyle şaşırttı. " İmanı olmayanın iyiliğini hangi kitaba yazarsın? Öte tarafta yargilanacagina inanmayan bir insan neden iyi olur ki zaten? " Dini açıdan ele alırsak müslümanin gayesi Allah'ın rizasina nail olmaktır. Korku; azaba bağlı olarak değil Allah'ın rizasindan, rahmet ve şefkatini incitme endisesinden ileri gelmelidir. Sırf yargılanacağı için iyilik yapmak ya da kötülükten kaçınmak imanın derinliği ile örtüşmez.
Başka bir pencereden bakacak olursak arkadaşımıza tokat atmaktan bizi alıkoyan tokat attığımız için alacağımız ceza değil onun canının yanacagi endişesi olmalıdır. Evrensel ahlâk da bunu gerektirir. Yani bu sözcüklerin "Hadi onları asimile edelim dinden imandan olsunlar" gayesiyle kullanıldığını düşünmüyorum ve bu yaklaşımı önyargılı buluyorum. Otekilestirmeyi kabullenmek, ben otekiyim o oteki demek de Mevlana'nın "Ne olursan ol yine gel" anlayışıyla ihtilafa dusmek hatta insanların renkleri, dinlleri, dilleri, ırkları sebebiyle haksızlığa uğramalarını da kabul etmek manasına gelir. Ki bu da islamiyetin adalet anlayisiyla asla örtüşmez. Kelime ve kavramlara savaş açmadan önce onlarin ne anlama geldiğini tam manasıyla idrak etmek gerek düşüncesindeyim vesselam.