Tanrı oyunu
8/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2021 87. kitabı
·
Merhabalar, Kitap bana acayip duygular hissettirdi. Sonunda epey kafa yordum ne oldu şimdi dedim. Kendimi dünya sahnesinde bir tiyatro oyuncusu gibi hissettim. Bir sonraki yaşayacağım şeyin ne olduğunu bilmeyen, diğer oyuncuların hangi hamleleri yapacağını ön göremeyen, hayat nedir? dünya aslında bir tiyatro sahnesi midir? gibi deli sorularla baş başa kaldım. Kahraman şizofren miydi, Maurice psikiyatrist mi, yoksa yönetmen mi yoksa sadece zengin bir dost mu soruları da kurgu ile ilgili kafamı yoran sorular oldu. Kitabı tamamladığımda yazarında dediği gibi “iki ucu buluşamayan boşlukta” asılı kaldı düşüncelerim. Kitapta aşk, gizem, macera, hatta savaş bile vardı. Kurgu bir İngilizce öğretmeninin Yunanistanın bir adasına, bir kolejde öğretmenlik yapmak üzere gitmesi ve yaşadıkları ile ilgili. Depresif, içine kapanık, asosyal bir insan olan Nicholas Urfe kendisi gibi bir ıssız adaya gider ve Conchisle tanışır ve olaylar olaylar… Kitabın alt zemininde bana göre, psikiyatri (mürekkep lekesi deneyi), mitoloji, edebiyat, sosyoloji, tarih, coğrafya, din, hatta botanik, kuş bilimi ve böcek bilimi bile vardı. Bir taraftan Yunanistan anlatılırken bir taraftan Nazi askerlerinden, diğer bir taraftan kuşların seslerinden bir taraftan da cinsel dürtüleri ile büyülenmiş bir adamdan bahsedilmişti. Tabiki edebiyat. Shakesepeare’in Fırtınası’na bol miktarda atıf vardı. Sosyolojik anlamda ise, modern ilişkiler nasıl olmalı, kişisel özgürlükler alanı, kadın-erkek ilişkilerinin hem sosyal hem cinsel ögeleri, erkeğin kadınla olan ilişkisinin sadece cinsellikten mi kaynaklandığı yoksa bedenin altında kadında aradığı şeyler var mı gibi soruları da açmış kitap. Diğer taraftan kahramanın babası ile olan ilişkisinin aileden getirdiği travmaların kişiliğini oluşturmasındaki etkisi de irdelenmiş. Edebi anlamda da oldukça dayalı döşeli, dört başı mamur bir kitaptı ve beni fazlasıyla doyurdu. Kitabın sonsözünde, “Çocukken th’yi f olarak telaffuz ederdim, Urfe de aslında Yeryüzünü (Earth) temsil ediyor” diyor Fowles. Yani “earth” kelimesini “urfe” diye seslendiriyormuş yazar. Tamda bu sebeple Büyücü’de baş kahraman olan Nicholas Urfe’nin “Nicholas’ın dünyası” dünyasını anlatılıyor. Fowles’ın bu itirafını okuyunca diğer isimlerde başka şeyleri simgeliyor olabilir mi diye bir bakmak istedim. Mesela; Alison: bu isimden kitabın içinde zaten bahsediliyor. “İncecik yeşil yapraklar, ufak beyaz çiçekler, Alysson maritime... parfüm de miel{bal kokulu}... Yunanca a (olumsuzluk eki), lyssa (delilik). İtalyancası, Almancası. İngilizcesi: Tatlı Alison.” Maurice Conchis: conchis aslında deniz kabukluları anlamına geliyor fakat yazarın “h” harfi ile ilgili durumunu göz önünde bulundurursak “concfis” kelimesi latince itiraf anlamına geliyor. Maurice Mauritanya’dan köken alıyor gibi görünse de bana Latincesi maiores ("yaşlılar, daha büyükler") olması daha olabilir gibi geldi. Zaten kitapta da en yaşlı kişi Maurice ve hep bir itiraf halinde. İkizlerin isimleri June ve Julie (Lily ve Rose) idi. June Latince iuniores "gençler" anlamına geliyor. Kitapta sadece Yunanistan’dan bahsedilmiyor. İngiltere, Fransa, Norveç, İspanya, Almanya gibi ülkelerde dönem dönem arz ediliyor. Resmen ufak çaplı bir Avrupa tarihi de anlatılıyor. Ancak Fowles’ın Yunanistan’da gerçekten bir dönem öğretmenlik yapması ana mekan olarak bu ülkeyi seçtirtmiş olabilir. Bu kitap için 15 yıl çalışmış John Fowles ve nihayetinde bu son halini almış. İnce ince kaneviçe gibi işlemiş anlayacağınız. Yazarın yazmaya başladığı ilk, basılan ikinci kitabı. Yazar kitabın ismini ilk “Tanrı Oyunu: Godgame” olarak koymayı planlamış ancak sonra “Magus:Büyücü” de karar kılmış. Lafı çok uzattım sanırım ben 10 üzerinden 9 verdim. Şu ana kadar benim okuduğum kitaplardan 10 verdiğim tek kitap Sefiller oldu. Siz kıyaslamayı ona göre yapabilirsiniz. 700 sayfaya yakın olan kitabı nasıl bitirdim anlamadım su gibi aktı gitti. Özetle ateist olan Urfe’nin kendini bulma hikayesini anlatıyor Büyücü. John Robert Fowles 1926-2005 İngiliz yazar. En önemli iki eseri Büyücü ve Fransız Teğmenin Kadını olarak gösterilen yazarın dilimize çevrilen Mantissa, Koleksiyoncu, Daniel Martin gibi eserleri de bulunmakta. Bir dönem İngilizce öğretmenliği yapmış daha sonra Lyme Regis Müzesinde küratör olarak çalışmıştır. Guy Green tarafından 1968’te filmii çekilen Büyücü, kitabı kadar beğeni toplayamamış. The Magus'un film versiyonu genellikle korkunç olarak kabul edilmiş hatta Woody Allen'a daha sonra, her şeyi baştan yapma fırsatı olsaydı hayatında değişiklik yapıp yapmayacağı sorulduğunda, şakayla "The Magus'u izlemek dışında her şeyi tamamen aynen yapardım" cevabını vermiş. Fowles, İngiltere'nin The Times gazetesi tarafından 1945'ten bu yana en büyük 50 İngiliz yazarından biri olarak gösterilmiştir. Kitaplarla baş başa günler dilerim. Müzeyyen Sena İzmirli #kitap #kitapönerisi #kitapkanalı #booktoober #book #nobel #1001kitap #edebiyat #roman #kurgu #çağdaşedebiyat #günceledebiyat #nobeledebiyat #bookmark #bookphotography #kitapyorumu #neokudum #kitapsever #bookstagram #yazar #times #writer
1000k
BüyücüJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 20242,730 okunma
·
286 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.