Kırlangıç. Eski Kan’ın çocuğu.
Ciri. Cintra’nın dişi aslanı. Dişi Witcher.
Ciri seri boyunca bir çok ünvan oldu ama benim gözümde ve eminim seriyi okuyup gönlünü veren, oyunlarını oynayan herkesin gözünde ise Dişi Witcher olarak yer alıyor ve ben onun bir an önce yeniden Geralt ile bir araya gelmesini istiyorum. Bir önceki kitapta Ciri’yi aramaya çok değişik bir ekiple başlayan Witcher’ımız bu kitapta da aramasına son gaz devam ederken, ara ara umutsuzluğa kapılsa da asla pes etmiyor ve yolda başına gelenler, bitmeyen kavgalar, suikastlar ve vahşeti bir solukla okuyorsunuz. Gariptir ki bu kitapta Cahir ile Geralt’ın birlikteliğini aşırı severek okudum. Ciri’nin ise başına gelmeyen kalmazken yaşadığı vahşet, yüzüne aldığı yara izi ve tüm bunların sonunda peşinde olan kelle avcılarından da, ajanlardan da, onu diri ya da ölü ele geçirmeye çalışan düşmanlarından da tek kurtuluşu Kırlangıç Kulesi oluyor. Kaderinin, yazgısının yeri olan kule. Kule’ye varana kadar yaptığı yolculuğu ise bir solukla okurken kitapta bir çok karaktere eş zamanlı değinilmesi Witcher’ı daha çok okumak isteyen beni biraz isyan ettirse de hepsinin ortak amacı olan Ciri’yi ele geçirme istekleri kitabı dehşet olarak güzel yapmış. Üstelik serinin sonuna gelirken bu yazgının sonu nasıl bitecek daha da merak ediyorum. Seriyi bitirip en baştan tekrar okuyacağım çünkü şimdiden serinin başını özledim. Witcher evreni bana göre tüm evrenlerin en iyilerinden!