Kitabı değerli buldum. Yazarın ele aldıkları genel olarak üzerinde sıkça tartışılan ve yenilik içermeyen meseleler gibi görünse de kitapta sahiden de bu meseleler üzerine farklı bakış açılarıyla önemli tespitler bulunuyor. Kitabın temel meselesinin uluslararası edebiyatın, uluslararası ödüller ve uluslararası şöhreti de kapsayan biçimiyle getirilerinin ve götürülerinin bir değerlendirmesi olduğu söylenebilir. Yazar uluslararası ortak paydaların önemini bütünüyle görmezden gelmese de bu meselede daha çok yerel olanın tarafını tutmuş ve yerel dil zenginliklerinin kaybının edebiyata da çok şey kaybettirdiğini vurgulamış. Ayrıca yazar hiyerarşisi uluslararası alanda başarı üzerinden yapılandırıldığında çevrilmesi zor yerel renkler taşıyan ve uluslararası okuru özellikle gözetmeden yazan yazarların haksızlığa uğradığından bahsetmiş. (Yazar özellikle Amerika'nın saf merkez olarak görülüp bütün dünyanın Amerika için yazıyor görünümü almasından, Amerikan yazarları kitaplarında ülkeleriyle ilgili her ayrıntıdan rahatça bahsedebilir, sıkıcı kültürel listeler bile yaparken diğer ülkelerin uluslararası satan yazarlarının kendi kültürel renklerini neredeyse saklayıp anonim bir ülkeden bahsediyormuşçasına metinlerle öne çıkmasından rahatsız.)
Yazarın e-kitaplarla ilgili okurların büyük bölümünü şaşırtabilecek görüşleri var. E-kitabın bir yetişkin işi olduğunu, basılı kitabınsa resimli çocuk kitaplarının ileri bir aşaması olarak değerlendirilebileceğini, henüz saf ve salt metin okuma keyif düzeyine ulaşamamış okurların bir çeşit takıntısı olduğunu söylüyor.
Telif hakkı meselesiyle ilgili yakınmaları da var yazarın. Telif hakkı çıktı çıkalı yazarların hedef kitlesinin gerçek eleştirmenler ve okurlar yerine karton bir kitaba para vermeye hazır yetkinliği az sıradan müşteriler olduğunu, bunun da edebiyatın niteliğini düşürdüğünü belirtiyor.
Yazar zaten okurların estetik ölçütlerinin genel olarak zayıf olduğuna dair Borgesçi görüşü de tekrar etmiş bir bölümde. Okurların ilgisini çekmek için kaliteli metin içeriği yerine bin türlü farklı yan alana eğilmenin her daim satışları artırmakla, okurlara yönelimle ilgili temel mesele olduğuna değinmiş.
Şunu da belirtmeden geçmeyeyim; Parks kitabın başlarında Avrupa'da gençlerin edebiyata olan ilgisinin giderek azaldığından bahsederek halihazırda Avrupalı gençleri roman okumaya iten temel gerekçenin yaptıkları uluslararası seyahatlerde yeni insanlarla tanıştıklarında sosyalleşmek olduğunu söylüyor.
Benim de bu konuda aslında benzer bir görüşüm var. Sosyal medyanın getirdiği pek çok sorunun yanında sosyal medya çağının bir kazanımı pek çok insanı güçlü ve entelektüel bir persona oluşturmak adına kitaplarla daha fazla haşır neşir olmaya itmesi. Sadece "kitap okuyan insan" kişiliğiyle devasa online dünyada arzı endam edebilme isteği bile sanırım pek çok genci kitapların dünyasına da yaklaştırıyor (sosyal medyanın getirdiği büyük dikkat dağınıklığı ve odaklanma sorunlarının elbette farkındayım).
Bitirirken... Son zamanlarda kitaplar, okurluk ve yazma üzerine pek çok eser yayımlandı. Ben bunlar arasında gözden kaçtığını düşündüğüm bir tanesini "Paul Ricoeur-Zaman ve Anlatı" isimli eseri yazmakla orta-ileri düzeyde ilgilenen herkese tavsiye ediyorum. Kendisi de ünlü bir yazma sanatı" kitabı kaleme almış Stephen King'in de belirttiği gibi aslında yazmakla ilgili çoğu eser gereksiz konuların etrafında dolanıp gerçekte okura konuyla ilgili hiçbir şey anlatmaz. Benim gördüğüm kadarıyla da bu tür eserler genelde, metin kurma tekniğinin faydalı ayrıntıları yerine yazar yaşamlarının hiçbiri bir başkasına uygulanamayacak, dolayısıyla tavsiye niteliğinde olamayacak özel meselelerine ve yazan biriyle hiç yazmamış birinin dikkatine hemen aynı oranda seslenebilecek genel tavsiyelere yoğunlaşırlar. Mesela Paul Ricoeur'unkinin hiç de öyle bir kitap olmadığını söyleyebilirim (Tim Parks'ınki başka türlü bir kitap, bu cümlelerin ona ve incelemesini yazdığım kitaba karşı yazılmadığını eklemek isterim).