Bacaklarım tutmuyordu. Emile, Fransız ordusunun tüm yüksek rütbeli subaylarına adlarını vererek saldırır ve onları görevlerini suistimal etmekle suçlarken, kendisini nasıl bir tehlikeye attığının farkında mıydı acaba? Sanki düşüncelerimi görmüş gibi, okumaya devam etti:
- "Bu suçlamaları yöneltirken, 29 Temmuz 1881 tarihli basın yasasının iftira suçlarını cezalandıran 30 ve 31. maddelerine karşı geldiğimi bilmiyor değilim. Kendimi bilerek bu tehlikeye atıyorum."
Sonraki paragrafı işitmedim, başım uğulduyordu, neredeyse çatlayacaktı.
- "Bir tek tutkum var, onca acılar çekmiş ve mutluluğu hak eden insanlık adına aydınlık tutkusu; bu ateşli protesto, ruhumun çığlığından başka bir şey değildir."