Bir Solgun Adam, Ankaralı hukukçu-yazar Selçuk Baran'ın (1933-1999) 1975 yılında yayımlanan romanı. Ankara Kız lisesi ardından Ankara Hukuk Fakültesinden mezun olmuş. Aynı lisede okumuşuz, ne hoş, Adalet Ağaoğlu gibi pek çok ünlü isim de oradan mezun, aynı kapıdan geçmek aynı sınıflarda ders almış olmak müthiş bir duygu. Baran, bir de hukuk okumuş. İçim kıpır kıpır oluyor hukuk mezunu yazarları görünce. Selçuk Baran'ın değeri benim için çok yükseldi takdir edersiniz ki, bu keyifle okumaya başladım Bir Solgun Adam'ı. Ancak bu roman öyle keyifle okunacak, kayıtsızlığa düşülecek, bir çırpıda hiç duraksamadan okunacak bir kitap değilmiş. Uzun iç çekişlerle okuru duraksatan, derin bir nefes alıp pencereden uzaklara baktıran, cümlelerin bazen basitliğinin altında ezilirken bazen de ağırlığı altında ezen..
Basit bir roman bu. Basit bir adamın, Mehmet Bey'in hayatı, emekli bankacı, hayatındaki en büyük atılım karısını ve tek kızını terk ederek bir pansiyona yerleşmesi ve özgür kalmak için bunu yaptığını iddia etmesi. Kalamamış. On sene aynı yemekleri yemiş, aynı pansiyon sahibi hanimefendi ile kısa sohbetler etmiş, aşık olmamış, kahve içtiği fincanı bile değiştirmemiş, bir sıkıcılıktan diğer sıkıcılığa sürüklenmiş. Katlanılmaz bir adam gibi geldi. Okuduğum tüm kitaplardaki sancılı erkekler gözlerimin önüne geldi, aklımın bir köşesinde kıvrananlar, tutunamayanlar, yalnızlar... Mehmet bey'i sarıp sarmaladım, koydum onların yanına.
Kitap 5 bölümden oluşuyor. İlk bölümde Mehmet Bey'in tuttuğu günlükleri okuyoruz, oldukça yavan, okur bırakıp gitsin diye uğraşılmış gibi. Ardından gelen Mehmet Bey'in eski aşkı/arkadaşı Nevin hanımın olduğu ikinci bölüm etkileyiciliği ile beni mahvetti. İkinci bölüm günlükten çıkıyoruz, dışardan izliyoruz olan biteni. Üçüncü bölüm yine günlüğe ve sonraki bölüm yine anlatıya dönüyoruz. Son bölüm ise işlerin garipleştiği yerdi. Ne anlatıldı? Neden? Neden böyle bitti? Beklediğim gibi değildi, garipsedim, yok ya böyle bitmesin diye boşuna aradım sayfaları. Ne yapalım. Kitabı genel olarak okuması zor, vakit geçirmelik okunmaz, ona göre.
İlk kez okuduğum Selçuk Baran'ı. Seviniyorum daha çok kelimede buluşacağız diye.