·108 syf.····Okunma: 03 Ocak 2022 23:53 Tık tık tık..
Bir pencere kenarına oturmuş caddeyi izliyorum. Her bir saniyede takip edemeyeceğim kadar çok insan geçiyor. Kimileri diğerlerine göre daha çok dikkatimi çekiyor. Hikayelerini merak ediyorum. Bu muhtelif insanların muhtelif evhamlarını tahmin etmeye çalışıyorum. Böyle bir kitap... Güzel yanı hayal edebileceğimin çok daha ötesinde tanık oluyorum hikayelerine. Hem onların da kesişiyor yolları. Tabi kimi zaman biri fark etmiyor diğerini. Bir ben biliyorum aynı havayı soluduklarını.
Sonra caddeden iki kız geçiyor. Ellerinde hediye paketleri ve içlerinde hediye kitaplar... Kıkır kıkır gülüşüyorlar. Aynı kitabı hediye ediyorlar birbirlerine. Biri bir akşam masanın başına geçiyor. Bu güzel kitaptan birkaç cümle ile de olsa bahsetmek istiyor. Kitabı yeni bitirmiş ve biraz da afallamış. Abartılı cümlelerden kaçınmak istese de içinden ''okuduğum en iyi öykü kitabıydı.'' diyor. Sonra yılın okudukları ilk kitabını birbirlerine anlatıyorlar. Herkesten ayrı ayrı bahsediyorlar. Jülide onları şaşırtmış, Taner'in kendinden bahsedişi hoşlarına gitmiş. İlk üç hikayenin kesişmesini sevmişler. Bazı cümlelerin altını ikisi de çizmiş. Yeniden okuyorlar bunları. Daha bir sürü şey üzerine konuşuyorlar. Bu konuşmanın ortak noktası ikisinin de kitabı çok beğenmiş olması.
Güzel kitaplar okuduğum zaman ben de yazmak isteğiyle doluyorum. Yazma isteğim ise kitabı açıklamaktan ziyade bende bıraktığı etkiye dair oluyor. Bu kitabın en güzel yanı şaşırtıcı sürprizlerle dolu olması. Mesela bazen İhsan sandıklarımız İhsan değildir. Bazen Jülideler insan değildir. Bazen de köpekler konuşabilir. Yaşam ve ölüm arasındaki çizgi bazen çok kalındır ve bazen çok ince. Bilinenleri paylaşmamak bazen daha iyidir ve tartışmak yerine kendini denize atmak.
Rüyalar mı daha acıdır yoksa gerçekler mi? Tuz mu tuzluk mu? Bu sorulara cevap verebilmek için kitabı okumak harika bir fikir olabilir. Ben güzel bir öykü kitabı okumak istediğimde bu kitabı yeniden ve yeniden okuyacağım.
İyi okumalar!