8/10
·90 syf.··
2021 46. kitabı
Her ay almaya çalıştığım bir dergi birde konu beyin olunca... Beynindeki özgür iradeyi nasıl şekillendirebiliyorsan, o kadar genetik ve ruh sağlığını iyi korursun. “Her şey kafada biter.” sözü buradan geliyor. Beyninizi kandırmayı öğrenin! Kafanda kurduğun her şey... Sınava girmeden önce karnında oluşan rahatsızlık hissi, stres ve kaygı problemi, başladığın işi yapamayacağına olan inancın... Kafanda neyi kurgularsan, onun gerçekleşme ihtimalini arttırırsın bu hep böyledir. Olumsuz düşünceler, sizi sağlıksız, bunak bir beyne götürür. İşte en merak edilen sorular; Gerçekten özgür iradeye sahip miyiz? -Özgür irade, üzerinde hala tartışılan bir konu. Şöyle ki İnsan seçimleriyle diğer varlıklardan ayrışır bu da bunu kanıtlıyor doğrusu. Yani bana göre, böyle bakıldığında insanlar kesin özgür iradeye sahipmiş gibi duruyor. Diğer taraftan ise, Beynimiz biz bir şeye başlamadan önce yapacağımız haraketi önceden planladığı yönünde.Yani bu bilgileri duyuları kullanarak alıyor. Beyin her bir sese farklı bir tepki veriyor ama bu olayları ve nedenlerini bilmiyor. Beynimiz duyulardan gelen verileri nasıl yorumluyor? Neden olmadığı için işe tahmin giriyor. Bu açıdan bakarsak mesela bir cips paketini yeme kararı vermeden önce aklımıza gelen o tahmin hissi... bu işin özeti. Böyle bakıldığında özgür irade yok gibi görünüyor. Ama beynimizi geçmişi hatırlayarak geleceğimizi kontrol ederken kullanıyoruz buda şu anda düşündüğümüz özgür iradeden farklı oluyor? Ya her şeyi geçtim bence asıl önemli konu kendimiz üzerimizde tamamen olmasada daha iyi kontrol sağlayabilmek. Buda özgür iradeyle mümkün. Genetik, ruh sağlığını etkiliyor mu? -Bilimsel açıklamaların seyri akıl sağlığı bozukluğunun genetik bileşene sahip olduğu yönünde. Mantık çerçevesinde en iyi bu şekilde bakabiliriz. Tabi her şeyi genlere yüklememek lazım ksdjjdssjdd. Genler zihin sağlığımızı etkiliyor ama tek açıklaması bu değil. Beslenmenin beyin üzerinde bir etkisi var mı? -Bedenimizdeki en aç organın beynimiz olduğunu bilen kaç kişi var aramızda? Sağlıklı bir beden hatta ruh sağlımız bile beynimizi ne kadar doyurabildiğimizle ilgili. Daha ayrıntılı bakacak okursak hamilelik sırasında annenin daha fazla deniz ürünü tüketimi, çocukta beyin gelişiminin daha iyi olmasını sözel zeka işlevlerinin daha iyi gelişmesini sağlıyor. Omega-3 seviyesinin düşük olduğu çocuklarda davranışsal bozukluk, okuma güçlüğü gibi problemler oluşuyor. Daha iyi beslenmenin duygusal refahı bile arttırdığı yönünde vb. Beyne iyi gelen yiyecekler ise; -Tam Tahıllılar: Günde beş altı dilim. -Balık: Haftada en az bir kez. -Yeşil yapraklı sebzeler: Günde küçük bir kase. -Meyveler: Haftada en az üç kez. -Baklagiller: Haftada üç-dört porsiyon. -Kuruyemişler: Günde bir porsiyon. Beyin sisi nedir? -Beni en şaşırtan bu kıssım oldu doğrusu. Sersemlemiş gibi hissediyor ve konsantre olamıyorsanız, unutkansanız ve kaza yapmaya yatkın bir hale geldiyseniz o zaman sıklıkla “beyin sisi” denen bilinç bulanıklığı halini yaşıyorsunuz. Genellikle kronik yorgunluk sendromu olan kişilerde, menapoza giren kadınlara kadar çeşitlilik gösteriyor. Covid-19’a neden olan virüsün beyin işlevlerini doğrudan bozabileceği öne sürülüyor. Yani sadece koronavirüse yakalananlarda da değil bulaşmamış bir sürü insanda da normalden daha fazla dikkat dağınıklı saptandı. Peki başa çıkmanın yolu nedir? Bir seferde tek bir göreve veya sorumluluğa odaklanmak, beyin sisini temizlemeye yardımcı olur. Benim en mustarip olduğum konu her şeyi aynı anda yapma isteği... Temel yaşam tarzı değişiklikleri de, zihinsel uyanıklığınızı iyileştirebiliyor. Onu bunu geçin benim tavsiyem sevdiğiniz alanlara yönlenmek tabi benim yaptığım gibi hepsine aynı anda değil. Beyninizi meşgul ederek... Zevk aldığınız kalbinizi heyecan duymasına neden olan herhangi bir şey. Beyin, kendini iyileştirebilir mi? -Birçok hayvan inanılmaz yenilenme yeteneklerine sahip. En uç örnek balıklar, semenderler bile beyin hasarlarını onarmak için yeni beyin hücreleri üretebiliyor. Ama bizde durum bu kadar gelişmiş değil. Olsaydı çok iyi olurdu düşünsenize kolunuzu kesiyonuz yeni kol çıkacak zaten içiniz rahat kajsjdndjd. Ya da tam tersi kestiğinizde iki tane bir çıkıyor. Öf her neyse. Biz memeliler elimizdeki küçük kesikleri onarabiliyoruz ama beyin hasarını tamir edemiyoruz. Büyük bir beyin hasarının gerçekleşmesi yaralanmanın tipinden, kaç nöronun kaybolduğu vb. Değişiyor buralar biraz ayrıntı tabi. İnsanlarda sinir liflerinin yenilenmesi uzun bir sürece dayanıyor. Rehabilitasyon programları, beynin doğal ve en iyi şeklinde yararlanmaya odaklanıyor. Günde 17 saate kadar terapi seansları gerektirebiliyor. Seanslar ne kadar uzun olursa beyin hücre oluşturmaya teşvik ediyor. Beynin farklı bölgeleri gerçekten var mı? -Normal bir şekilde beynimize bakarsak beyin sadece iki parçadan yani sağ ve sol lobtan oluşur. Beyni yapısal açıdan incelersekte ön, arka vb. Loblar mevcut ajsjjsjs aklıma geldiği kadarıyla. Beynimiz kesin sınırlarla temsil edilmiyor yani bize öğretilen sol taraf mantığın, sağ taraf yaratıcılığın kaynağı değil bizi kandırmışlar. Ben inanmıyordum zaten xd. Hayır zaten düşüldüğünde herkese bir yönden saçma gelmiştir yani. Beyni böyle sınırlandırmak ne kadar doğru? Düşünceleri, duyguları, hayal gücünü ve diğer her şeyi beynin bütünsel olayları olarak görmek gerekli. Hiçbiri mutlak anlamda doğru değil. Hiçbir düzenleme tek başına zihninizi nasıl yarattığınızı açıklayamıyor. Zeka nedir ve kalıtsal mıdır? -Geldik herkesi bitiren soruya. Zekanın gerçekte ne olduğu nasıl tanımlanıp, nasıl değerlendirilmesi gerektiği tartışmalı. Zeka; Akışkan ve kristalize zeka arasında ayrım yapılıyor. Kristalize zeka, bildiğiniz beyninizde anılar olarak depolanan bilgiler. Akışkan zeka ise bellekten edindiğiniz bilgilerden türetilen bilgileri kullanma yeteneği. Örneğin geniş bir Bilgi birikimi sayesinde Bilgi yarışmalarında başarılı olan Bilgi yarışmacısı, kristalize zekadan yararlanıyor. Sahip olduğu bilgilerle suçluyu yaklamaya çalışan dedektif ise akışkan zekasını daha çok kullanmış oluyor. Akışkan zeka ise yaşlandıkça azalıyor. Ama büyük çoğunluk genlerin önemli bir rol oynadığı konusunda hem fikir. Ne kadar akıllı olduğunuzu doğrudan etkilemiyor ama çevremiz, yetiştirilme tarzımız, eğitimimiz ve deneyimlerimiz yetişkin zekamızı oluşturuyor. Bu apayrı bir konu kişinin kendini geliştirmesiyle alakalı. Ve IQ testleri de zekayı bir şekilde ölçmüyor. Yani IQ ve zeka, kesinlikle ne kadar başarılı olduğunuzla belirlenmez. Bu da tartışmalı. Beyninizi sağlıklı, mutlu ve akıllı tutmak için ne yapmalısınız? -Eskiden olduğu kadar keskin zekalı olmadığınız hissine kapıldıysanız, beyninizin zindeliğinden ve geriye gidip gitmediğinde endişe ediyorsunuz demektir. Her yıl bir önceki yıldan daha fazla zekileştiğimi hissediyorum. Bende böyle gelişiyor. Bazı faydalı alışkanlıklar; -Aktif olun Okumak, müzik aleti çalmak, şarkı söylemek ( en iyisi bu bence ;) dil öğrenmek ve seyahat etmek vb. -Sosyalleşin: Daha az sosyal katılım olan insanlarda bunama riski daha yüksek oluyor. Bunak olma yolunda ilerliyorum sanki ben. Ve arkadaş bulun ve onlarla heyecanlı sohbetler edin en zevkliside bu kendi kafana uygun biriyle konuşmak. -Egzersiz yapın Sağlığınız ne kadar iyiyse beyinde zinde olur ve vücut. Koşmak, yürüyüş vb. Her şey faydalı olucaktır. Koroda şarkı söylemek bile. -Sağlıklı beslenin, meraklı olun Şaşırtıcı olabilir ama kişilik ve beyin sağlığı arasında bağlantı söz konusu. En önemliside meraklı olan kişiler daha Zeki ve bunamaya karşı daha dirençliler. Yeni şeyler keşfetmek gibi. -Olumlu düşünmek Yavaş ve unutkan olucağınız olumsuz düşüncelerle başa çıkamayacağınızı düşünüyorsanız öyle olur. Yoruldum!!!
Bilim
Popular Science Türkiye - Sayı 116 (Aralık 2021)Popular Science Türkiye Dergisi · Doğan Burda Dergi Yayıncılık · 202171 okunma
·
458 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.