Bu kitabı okumayı isminden dolayı uzun süre erteledim, bana çok anlamsız bir kelime öbeği olarak görünüyordu. Yazarın ne düşünerek ismi koyduğunu okudum, ancak bir deyimden ortaya çıkmış bu ismin Türkçeye bu şekilde çevrilmesinin başarısız olduğunu düşünüyorum.
Kitap hakkında yüzlerce yazı yazılmış zaten, ben de birkaç ufak düşüncemi bırakayım. Kitapta beni etkileyen özgür iradeye ve seçim hakkına ilişkin etik problemlerin gösterilmesinden çok, politikanın gerçek yüzüne değinmesiydi. Suç oranının yalnızca bir araç olarak kullanılması ve verilen her kararın yönetimde kalabilmeye yönelik olması, en sonunda da iktidarın yine kazanan tarafa geçebilmesi bana aslında toplumların seçim hakkının ne kadar kısıtlı olduğunu hissettirdi. Bireyler yüzeysel olarak seçilen liderlerin manipülasyonuna çok açık ve liderler de gücü ele geçirince bırakmak istemeyebiliyor. Yaşadıkları dünya o kadar korkunçtu ki kitabın başlarında acaba bu dünyada her şey sabah olunca eski haline mi dönüyor gibi düşüncelerim oldu. Buna rağmen yöneticiler övünebilecek şeyler bulabiliyor, insanlar yaşamaya devam edebiliyor.
Alex'in kötülüğü dış etkenlerden dolayı değil kendi istediği için seçmesi ve sanatla bu kadar bağdaştırması da ilginçti. Düşünmeye değer noktalar vardı ve akıcıydı ama sonuç olarak ben kitabı çok çarpıcı bulmadım.