10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2022 00:00
"her şeyle uğraşmak, herkese her şeyi öğretmek kolay değildir beyler..." oğuzcuğum atay'dan bir kitap daha bitirmiş olmak her ne kadar üzse de kitabın kusursuzluğuyla bunu telafi ediyorum. okuduğum ilk biyografik romandı ve bu romanda "mustafa inan şunu yaptı, bunu yaptı" yazdığını düşünmek gibi büyük bir hata yapmıştım okuyana kadar. ilk sayfalardan itibaren şaşırdım. aslında şaşılacak bir şey yoktu, klasik oğuz atay: arada kimin kurduğu belli olmayan cümleler, iç sesler, iç seste hitap olarak "oğlum mustafa", başkaraktere gösterilen "imtiyaz", kurgunun dışında olmasına rağmen uzun uzun anlatılan konular... orta yaşlı bir profesör, kitapta "delikanlı" olarak geçen öğrenciye; kendi hatırladıkları, eski mektuplar ve öbür arkadaşlarının talep üzerine anlattıkları üzerinden mustafa inan'ın hayatını anlatıyor. aslında bu yönüyle tutunamayanlar hissi veriyor kitap, tıpkı Selim Işık'ın intiharını sorgulayan turgut özben gibi. mustafa inan; tıpkı oğuz atay gibi erkenden aramızdan ayrılmış, bünyesi doğuştan zayıf, sırf türkiye'de değil dünyanın her yerinde iz bırakmış, kendi kimliğini hayatı boyunca korumuş, her konuya merakla yaklaşmış, aslında "bu çocuk adam olmaz" sözüne tepki olarak doğmuş, ithaller için değil bizim olanlar için çabalayan, sırf okulda değil hayatının her alanında ve her konuda kendini öğrenmeye ve öğretmeye adamış, farkında olmadan kendi ekolünü kurmuş ama buna rağmen zorluklar içinde yaşamış, asla ölmeyecek, bilim için en çok da kendi hayatından vermiş birisi. unvanlarını saymıyorum bile. oğuz atay'ın öbür eserlerine göre biraz daha gerçekçiydi bu romanı. bir adamın hayatını anlatırken bir yandan da eleştiri yapabilmek çok büyük bir yetenek ve bunu da oğuz atay yapabilirdi. beni en çok şaşırtan şey buydu. özellikle cinsiyet eşitsizliği konusuna daha önce bu kadar değindiğini hatırlamıyorum ben. en çok bu kısmı sevdim, kitapta birkaç yerde daha geçiyor, kız çocuğu olsun çok istermiş mustafa hoca. bunun dışında o döneme göndermeler zaten alışkın olduğum şeylerdi, şaşırdım sadece. en çok eğitim sistemi olmak üzere yönetime, gündeme dair çok şey söylemiş. eğitimde pek bir şeyin değişmediğini görmek üzücü. bir de "vatan millet sakarya edebiyatı" konusundaki eleştirileri var, öbür kitaplarından da alışkın olduğum ve çok haklı olduğu bir konu. ayrıca kitapta birçok isimle olan anılara da yer verilmiş: en başta eşi ve türkiye'nin ilk kadın arkeologu jale ogan inan; sınıf arkadaşı cahit arf, kerim erim, süleyman demirel, cemal gürsel, yahya kemal, behçet kemal çağlar gibi. kendisinin de öğrenci olarak kurguda yer alması çok güzeldi. ve son kısımda "delikanlı" ile hocanın girdiği diyalog beni çok etkiledi, en çok orada pay çıkardım kendime. kitapta bir de maksim gorki'ye atıf var ki burası beni kalbimden vurdu, maksim gorki benim en sevdiğim rus yazar ve oğuz atay'ın onu sevmesi, bu kitabında da ondan bahsetmesi benim için gerçekten çok değerli bir şey. bence kitap oğuz atay'a başlamak için uygun değil, evet kitap "çok güzel, herkes mutlaka kesinlikle okumalı" hatta "her türk genci, her öğrenci, her öğretmen mutlaka kesinlikle okumalı" falan ama önce yazarı biraz tanımak gerekiyor diye düşünüyorum. çünkü kendi üslubuyla harmanlamış. hatta maalesef ki bu durum, mustafa inan'ın efsaneleşmesine biraz daha katkıda bulunmuş olabilir, kitapta eleştirilen bir şeydi oysa... yine de, keşke bu kitap en az tehlikeli oyunlar kadar okunsa ve bilinse; daha da önemlisi: mustafa inan adı daha çok bilinse. 272 sayfa, 2022'nin ilk kıtabı olarak en sevdiklerim arasında çoktan yerini aldı. bu tarza alışkınsanız ve mustafa inan'ı tanımak isterseniz ya da biyografik romanlara önyargınız varsa bu kitabı öneririm. "bilim uzun ve çetin bir yoldur, çocuklar. bilimi yarı yolda bırakmayın, olur mu çocuklar?"
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
··
229 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.