Puan vermedi·304 syf.··
2022 2. kitabı
Çok akıcıydı, kurgu ise basitti. Depresyondaki Nora, hayatında her şeyin üst üste ters gittiği bir günün ardından kendini öldürmeye karar verir. Ancak intihara kalkıştıktan sonra kendini bir kütüphanede bulur. Orada kendisi dışındaki tek kişi olan kütüphanecinin dediğine göre hayat ile ölüm arasında bir yerdedir ve gördüğü kitaplar onun farklı seçimler yapmış olduğu hayatlarıdır. Bu kütüphane neyin nesi, büyü mü fantastik mi diye düşünürken kuantuma bağlanarak açıklanmaya çalışılması konsept olarak hoşuma gitti. Ölüme karar vermiş ancak pişmanlıkları sonucu potansiyel hayatların ağırlığı ve özlemi altında ezilmiş insanlar, ölüm ve hayat arasındaki halde potansiyel/paralel evrenlere geçme yetisini yaşıyorlar. Nora, farklı hayatları deniyor ve denediği bir hayatta gerçek hayal kırıklığını, o hayatı yaşamak istemediğini hissederse kendini tekrar kütüphanede buluyor. Benim en çok merak ettiğim durum, çok güzel bir hayatı bulmasa da yeterince hayal kırıklığı da hissetmediği bir hayatın içinde tutsak kalmasının, ortalama bir hayatı kabullenmesinin yani insanların çoğunun yaşadığı gibi yaşamasının nasıl olacağıydı. Ancak böyle bir hayat deneyimlemedi. "a piece that could have gone in wonderful directions, but now went nowhere at all." Pişmanlık duyduğu seçimlerini değiştirerek deneyimlediği hayatlar mesaj verme kaygısından dolayı çok sığ bir şekilde işlenmişti. Evlenmekten vazgeçmemiş olduğu hayatta, kocası yalnızca ilgisiz değil, aynı zamanda da aldatan bir pislik. En yakın arkadaşıyla yeni bir ülkeye taşınmayı seçtiği hayatta arkadaşı trafik kazasında ölmüş. Yüzmeyi bırakmadığı ve olimpiyatlara katıldığı hayatında babası annesini aldatmış ve annesi üzücü bir şekilde ölmüş. Müziği bırakmadığı ve ünlü bir şarkıcı olduğu hayatında kardeşi uyuşturucudan ölmüş. Farklı ve teoride mükemmel hayatların bizim için mükemmel olmadığını anlatabilmek için bariz şekilde korkunç olaylar eklemesini gereksiz buldum. Neredeyse hepsinde objektif olarak kimsenin istemeyeceği şeyler olmuş. Daha sonraki birkaç hayatında subjektif olarak ona uygun olmadığı haller eklemeye başlamış ama. Özellikle son yaşadığı ve mükemmele en yakın hayatta "ben bu hayata ortasından katıldım, bunları kendim yaşamadım ve elde etmedim" diyerek tatminsizlik hissetmeye başlamasını sevmiştim, ama yazar duramamış ve bu hayata da birkaç kötü şey ekleyivermiş, birinin ölmüş olması ve birinin hayatının mahvolmakta olması gibi. Bu noktalardan bahsettim ama, mesajın kitabın son kısımlarında çok etkileyici şekilde verilebildiğini düşünüyorum. Nora pişmanlıklarını bırakıyor ve içindeki potansiyele odaklanıyor. "we can't visit every place or meet every person or do every job, yet most of what we'd feel in any life is still available. we don't have to play every game to know what winning feels like..." and so on. Ailesiyle ilgili olan sorunlarında, önce ailesinin mutsuz olmasına kendisinin yol açmadığını ve onların seçimlerinin sonucu olduğunu fark etmesi, ardından da onların da yalnızca insan olduğunu ve hayatı yaşamaya çalıştıklarını hissedip affetmesi de güzeldi. Durmadan farklı hayatlar denemenin etkisi, kendinden yabancılaşmak ve bir yandan sadece kendine sahip olmak da kısa ama başarılı şekilde anlatılmıştı bence. Konunun potansiyelinin altında kaldığını düşünsem de güzel ve okuması eğlenceli bir romandı. Not: bence yazar satrancı çok iyi bilmiyor olabilir.
The Midnight LibraryMatt Haig · HarperAvenue · 202098,5bin okunma
·
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.