·632 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Ocak 2022 23:47 Oblomov, bir doğu ülkesi olan Rusya’nın çocuğudur. Rusya, batılı ülkeler gibi sürekli bir ilerleme süreci içinde olmamıştır. Avrupa’da büyük sınıf mücadelelerinin yanı sıra teknolojik, bilimsel, kültürel, felsefi atılımlar yaşanmıştır. Ekonomi sürekli bir ilerleme sürecinde olmuştur. Bütün bunların neticesinde batılı insan çalışmayı bir erdem kabul etmiş, elini kirletmekten hiçbir zaman çekinmemiştir. Batı dinamiktir. Rusya ise toplumsal yapısı farklı olduğundan hiçbir zaman aynı dinamizme sahip olamamış, sanayileşmeyi de kapitalizmi de ülkeyi değiştiren bütün ideolojileri de batıdan ithal etmiştir. Rusya’nın köylerinde hayat yüzyıllardır hiç değişmeden devam etmiştir.
Doğu'nun insanı olmak oblomovluktur her birey için. Kitabı okurken kendimizden çok şey bulmamız buna sebepledir belki de..
Karakter analizi yapacak olursam ; Oblomov'u tembel, sorumluluk almayan, gece gündüz yatan bir karakter olarak tanımlamak pek doğru olmayacaktır sanırım. Biraz daha derine inersek aslında Oblomov'un içinde bulunduğu tembellik halinden mutlu olmadığını ama çalışmaya çalışsa da mutlu olmadığını görürüz. Lakin Oblomov sürekli planlar, hayaller, yeni yeni hedefler peşindedir. Ama erteleyerek, rahatına bakarak, uyuyarak bir ırmak gibi akıp giden hayata yetişmesi çok zordur. Ve Oblomov da hayata yetişemiyor. İçinde nice cevherler saklı üstelik akıllı da ama boşuna harcanmış bir hayat işte...
Romanda tembelliğin timsali olan Oblomov bu karakterimizin tam zıddı kahraman olarak da Ştoltz adında akıllı, çalışkan, uyanık, girişimci Alman dostumuz yer alıyor. Bir nevi Rusya halkı için öğüt niteliğinde davranışlar ve tutum içerisinde aktarılmış Ştoltz.. Rusya ve Rusya gibi Doğu ülkeleri Ştoltz kahramanın çalışkanlığını, üretimini, disiplinini benimsemişler midir ya da yol kat etmişler midir Oblomovluktan sıyrılıp...
Bence hepimizin içinde Oblomovluk var.. Bu yüzden hep söz ve icraatlarımız arsında derim uçurumlar oluyor. Oturduğumuz yerden hayatın kendisini altın tepsilerle bize sunulmasını bekliyoruz. Zamanın ve mekanın akışkanlığı içinde yosun tutmuş bir kaya parçası ya da pas tutmuş bir demir parçası olmaktan kaçınıp hayatı hakkıyla yaşamış biri olarak ölmek daha doğru ve erdemli değil midir dostlar?
Burada Oscar Wilde'nin şu sözü çok manidar olacaktır:
"Yaşamak çok nadir bir iştir. Çoğu sadece varlığını sürdürür."
Kitapla, muhabbetle, sevgiyle kalın...