Kesinlikle okunması gereken bir kitap ve okuduktan sonra hayatın olmasa da hayallerinin değiştiği yani hayallerini değiştiren bir kitap. Zaten de hayaller hayatımızı değiştiren şeydir ve Ann"e" ve bir E ile ismi yazılan Anne, tüm ve en gerçek samimiyetle bir insanın (insanın diyorum bakın çocuğun değil) hayallerini ve düşüncelerini (olumlu yönde) nasıl değiştirip etkileyebileceğini gösteriyor. Ayrıca eklemek isterim ki kitabımızın baş kahramanı Anne küçükken bütün aksilikleri özel bir mıknatıs ile dolaşırmışçasına kendine çekiyor. Kitap ile ilgi sadece ama sadece bir sıkıntı var ki saydım ve bir cümlede en az 30 tane kelime var, Aslında ilk kitabında değil fakat 3. kitapta özellikle öyle. Veee son olarak Anne saçlarının renginden (saçı kızıl renkli) ve de bütün çehresini kaplayan çillerden ve de özellikle de isminden nefret ediyor (İsminin her zaman Cordeila olmasını hayal etmiştir). (neyse ki büyüyünce sadece güneşli zamanlarda burnunun üzerinde çıkan 7 tane çil kalıyor ama Anne buna bile fazlasıyla takıyor.) Ve sırf saçının renginin hayallerindeki gibi (onun deyişiyle kuzguni bir siyah) olması ve çillrinden kurtulmak için yaptıklarından da başına gelmeyen kalmıyor. Eğer yaptığım bu inceleme il 1 kişin bile alıp bu kitabı okumasını sağlarsam ne mutlu bana.
Adı geçmişken ünlü yazar Mark Twain'in sevimli ve çok konuşkan kız Anne ile ilgili görüşüne dair bir sözünü koymak isterim:
"Anne, ölümsüz Alice'ten sonra edebiyat dünyasındaki en gözde, en sevilesi çocuktur."
Unutmayın ki ben bu kitabı neden okunması gerektiğine dair bir not yazdım, kitabın özetini değil.
Herkesin sevdiği bir karakter vardır benim ki de Anne Shirley oldu. Anne bana umut aşıladı, tekrardan hayal kurmayı öğretti, her şeyde olumlu düşünün Anne değil de ben oldum sanki, acı verici bir hayat hikayesi var gibi görünüyor, ama yanılıyoruz(en azından ben) umut dolu, bir kız. İlk kitabından itibaren hep Anne gibi olamaya çalıştım, hayal kurmak nedir yeniden öğrendim, aslında bana hayal kurmayı hatırlattı da diyebiliriz. Ben her zaman beynimizde farklı farklı şeyler için farklı bölmeler olduğunu düşünmüşümdür, işte o hayal kurma bölmesinde ki kapı öyle sıkıca kapanmış ki çok çabaladım Anne gibi olmak için. Anladım ki sonradan zaten birazcık numara yapmayı bıraksam ve kendim olsam Anne'e ne kadar benziyormuşum halbuki bunu fark ettim.
Lucy Maud Montgomery kanadalı yazar. Annesinin ölümünden sonra babası büyükanne ve büyükbabasının yanına bırakır. Yazar Anne Shirley karakterini kendi yaşamından belli başlı kısımlar alarak yaratmış. Bilemedim şimdi yazara mı hayran kalmalıyım yoksa Anne Shirley'e mi?