·100 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Ocak 2022 00:07 Ölümcül bir hastalığa yakalanan İvan İlyiç, günden güne ölüme bir adım daha yaklaşır. Bu süreç aynı zamanda bir o kadar acılı ve dayanılmazdır. Bu eser, tüm bu süre boyunca ölüme dair bize sorular sordurtan, felsefi ve psikolojik açıdan zengin bir kitaptır.
İvan İlyiç, en başından beri monoton bir hayata sahip, yegâne amacı daha yüksek mevkiye ve paraya ulaşmaktır. Bunun dışında hiçbir alanda kendini geliştirmemiş, başka hiçbir şeyle ilgilenmemiş ve ikili ilişkilere değer vermemiş bir karakterdir.
İvan İlyiç, mutsuz bir evlilik yapmıştır. Hayatını eşinden nefret ederek geçirmiş, en sonunda eşinin yüzünü bile görmeye dayanamaz hale gelmiştir.
Peki hayatı boyunca diğer insanlar tarafından saygı duyulan, önünü iliklettiren İvan İlyiç ne duruma düşmüştür? Yalnız kalmıştır, şu koskoca dünyada kötü gününde yanında olacak kimsesi yoktur. Ölümün korkusu karşısında, tek başına hüngür hüngür ağlayacak, en sonunda kendi ihtiyacını tek başına göremeyecek kadar muhtaç duruma düşmüştür.
Peki İvan İlyiç'in ölmeden önce farkına vardığı şu soruların kıymeti var mıdır?
-"Belki de sürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir?"
-"Ya gerçekten de yaşamam gerektiği gibi yaşamadıysam, bilinçli seçtiğim yaşamım yanlışsa?.."
Tüm bu soruları ölmeden önce sormak yerine, bunun farkına vararak yaşayalım.
-"Acı geçicidir. Pişmanlık, sonsuza kadar sürer."
-"Zamanımız kısıtlı, bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayalım..."