Martı'dan sonra en sevdiğim Çehov oyunu oldu. Yalnızca oyunun sonunu sevmedim. Genellikle Çehov'un oyunlarının sonunda hızlı bir şekilde başlangıca, normale dönüş gerçekleşiyor; bu oyunda da aynı durum yinelenmiş. Bence bu tutum Vanya Dayı'daki tutkuların, yoğun kıskaçlığın ve öfkenin gerçekliğine gölge düşürmüş. 'Yaşanmamış bir hayatın derin pişmanlığı' izlemeyi ve okumayı en sevdiğim temadır diyebilirim ve oyunda farklı hayatları olan ancak en nihayetinde bu duyguyu paylaşan karakterler bolca mevcut. İnceleme yazmayı çok istemiştim ama maalesef gerekli zamanı oluşturamadım, bu görüşlerim burada bana kalsın.