9/10
·112 syf.··
2022 3. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2022 02:36
·
Peyami Safa, Türk edebiyatının Dostoyevskisi olarak adlandırılabilecek bir yazar! Yazarın bu romanı hem “otobiyografik roman” türünün başarılı bir örneği, hem de Peyami Safa’nın en çok beğenilen eseridir. Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nu okuduğumuzda genzi dolduran hastane kokusunu, bekleme koridorlarının soğukluğunu hissetmemek olanaksızdır. On beş yaşındaki bir çocuk üzerinden anlatılan kemik veremi hastalığı, Peyami Safa’nın da çok çektiği bir hastalıktır ve psikolojik olarak yaşadıklarını bu romanda anlattığından, otobiyografik bir roman niteliğini taşır. Tek farkı hastalık Peyami Safa’nın sağ kolunda olmaktadır, romandaki hasta gencin ise rahatsızlığı bacağındandır. "Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler." (Syf.111) Konusu hakkında konuşacak olursak; Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, genç yaşta yakalandığı ve tüm hayatını etkilediği bir kemik hastalığına sahip olan gencin çektiği acıları ve yalnızlığını, hem umudu ve umutsuzluğu, hem de sevinci ve felaketi aynı sayfalara sığdırarak psikolojik tahlil ve enfes betimlemelerle ele almıştır. Yaklaşık yedi yıl boyunca kemik vereminin vermiş olduğu sıkıntıyla hastaneden hastaneye gitmiş olan genç, bir gün bacağı için yeni bir ameliyatın gerektiğini öğrendiğinde bütün dünyası yıkılır. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda yapılan tasvirlerle, çocuğun içinde bulunduğu psikolojik ve fizyolojik durumların anlatılması istenmiştir. Bu durum başkahramanın ruhsal portresinin çizilmesine ve mekânların onun üzerindeki tesirinin gözlemlenmesine yardımcı olmuştur. Genç, oturduğu mahallesindeki evlerle dahi kendisini özdeşleştirmiştir. “Kenar mahalleler. Birbirine ufunetli adaleler gibi geçmiş, yaslanmış tahta evler. Her yağmurda, her küçük fırtınada sancılanan ve biraz daha eğrilip büğrülen bu evlerin önünden her geçişimde, çoğunun ayrı maceralarını takip ederdim. (…) ve hepsi hastadır, onları seviyorum; çünkü onlarda kendimi buluyorum…” (Syf.15) Peyami Safa da Türk edebiyatında psikolojik roman tarzının önemli temsilcilerinden biridir. Roman karakterlerinin iç dünyasını etkili biçimde romana yansıtan sanatçının roman karakterlerinin bazıları gerek yaradılışları itibariyle, gerek aile yapılarıyla, gerekse sahip oldukları çevre koşulları itibariyle gerçek dünyayla uyuşamayan ve hayatın kıyısında yaşayan kimselerdir. Karakterlerin çoğu yaşadıkları olaylardan olayı, psikolojik çıkmaza sürüklenirler. Roman karakterlerinin olaylar karşısında takındıkları tavırları kurgularken yer yer psikolojik ve felsefî temellendirmelere de başvuran yazar, insan ruhunu etkili tarzda tasvir eden romancı olarak Türk Edebiyatı’nda hak ettiği yeri alır.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,2bin okunma
·
224 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.