·592 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Ocak 2022 16:09 Yılın ilk kitap yorumu!!!
Hem de en sevdiğim yazarın kitabına!!!
Konusu:
Yazarımızın kurduğu evrende -çoğunlukla olaylar Gatlon şehrinde geçiyor- "Dâhi" adını verdiğimiz süper güçlere sahip olan insanlar var. Süper güçlere sahip olmayan insanlar dâhileri hor görüp toplum içinde dışlıyorlar. Dışlanan insanlardan biri olan Alec Artino -Anarşinin Ası- kendisi gibi dahi olan insanlara daha iyi bir yaşam olanağı sağlamak için Anarşistler adını verdiği grubu ile bir tiran misali yönetimi zorla ele geçiriyor. Bu sırada dâhiler ne kadar iyi yaşam koşullarına sahip olmuş olsalar da çok fazla kan dökülüyor ve şehirdeki suç oranları bir hayli artıyor. Bunu gören bir başka dâhi grubu -Muhalifler- bu duruma dur demek için Anarşistler ile savaş yapıyor ve savaştan Anarşistler mağlup olarak ayrılıyor. Bu savaşta Anarşinin Ası ölüyor.
Anarşinin Ası ölmeden bir yıl öncesinde, Alec'in erkek kardeşini, onun eşini ve yeğenini Katalaklar adındaki bir çete öldürüyor. Bu kıyımdan sağ çıkan Nova adındaki kızımız -Kâbus- Muhaliflere hayran olarak yetiştirilmiş bir çocuk iken Muhaliflerin ailesini koruyamamasına aşırı derecede öfkeleniyor. Ailesinin ölümü, Nova'ya doğuştan gelen "insanları dokunuşu ile uyutma" gücüne ek olarak "hiçbir şekilde uyumama" gücü kazandırıyor. Sonrasında Nova, amcasının -Anarşinin Ası- yanına yerleşip bir anarşist olarak yetiştiriliyor. Kitap sonrasında 10 yıl sonrasına geçiyor. Bizler hedefi Muhalifleri içten yok edip ailesinin intikamını almak isteyen bir kız görüyoruz. Başrol kızımız bu amacını gerçekleştirmek için Muhalif seçme (evet böyle yarışmaları var bunların) yarışmasına katılıyor ve Muhaliflerden Kaptan Krom ve Korku Bekçisi'nin oğulları olan Adrian'ın takımına giriyor. Bir yandan Muhaliflerin sistemi hakkında bilgi toplayıp onları yok etmek isterken bir yandan da Muhaliflerden birine olan hislerini bastırmaya çalışan kızımız tabiri caizse iki arada bir derede kalıyor.
Yorumum (spoilersız kısım)
Kitabımız gayet akıcıydı. Yalnızca bazı kısımlar gereksiz uzatılmış gibiydi. 580 sayfa yerine bi' 500 sayfa falan olsaydı daha iyi olabilirdi. Kadın karakterimizi çok sevdim, süper gücü olmasına rağmen kendini dövüş konusunda geliştirmesi etkileyiciydi. (Nova kalpp ben) Başrol erkeğimizi ise Marissa Meyer'ın yazdığı aşırı derecede belliydi. Nereden mi belliydi, şöyle ki Adrian'cım aşırı saf, minnoş bir erkekti -like kai- Ve bu tarz baş erkek karakterlere bayıldığımı pek söyleyemeyeceğim. AMA MAX...
Marissa Meyer'ın yazdığı en iyi erkek karakterlerden biridir ('en iyi erkek karakterdir' demedim çünkü Thorne ile yarışırlar), aksini iddia etmeyelim lütfen. Şu ana kadar kitap hakkında anlattıklarım hiç ilginizi çekmese bile Max bebeğim için seriyi okuyun. (Not: Seride aşk üçgeni yoktur. Benim kitaplarda aradığım ilk özellik. Belki sizin de öyledir diye eklemek istedim)
Şimdi... spoiler içeren yorumuma geçebiliriz.
Yorumum (spoiler'lı kısım)
Birçoğumuz Marissa Meyer'ı Ay Günlükleri serisi ile tanıdık ve o seri gibi bu serinin de konusu bana bir yerlerden -hatta iki yerden- uyarlanmış gibi geldi.
İlki Marvel'ın X-Men'i. Orada süper güçlere sahip olan insanlara "mutant" dense bile bizim serimizde böyle insanlar "dâhi" deniyor :) Oradan esinlenilmiş süper güçlere birkaç örnek:
Rogue - Max Everheart
Iceman - Genissa Clark vs vs (ben yazarımız çalmış demiyorum efendim yalnızca esinlendiği karakterlere örnek vermek istedim, tşk)
İkincisi Mucize Uğur Böceği ve Kara Kedi. Şu anda yeni sezonlarını takip etmesem bile birkaç karakterin gücü de oradan esinlenilmiş gibi. Mesela baş erkek karakterimiz Adrian'ın çizdiği resimleri gerçeğe dönüştürme gücü Mucize'de vardı.
Bunları dedikten sonra seri hakkında en sevdiğim şeye geçelim: BAŞ KADIN KARAKTERİMİZ SERİNİN EN GÜÇLÜ KARAKTERİ DEĞİL. (Böyle şeyler kitaba ek puan kazandırır.) Bu beni o kadar mutlu etti ki anlatamam. Hem fantastik dizilerde hem de fantastik kitaplarda her zaman en güçlü karakter, o olmasa asla zafer kazanılmayacak karakter baş kadın karakter olur. Burada ise öyle değil. Şu anda bu seriyi ilk defa okuyanlar öyle olacağını düşünebilir ama öyle olmayacak :))) Ben buna 'Marissa Meyer farkı' diyorum.
Kitap hakkında aklıma takılan bir nokta var. Bildiğimiz üzere Kâbus ile Uykusuz aynı kişi. Bu bizim akıllı(!) Muhalifler Nova'yı sesinden nasıl tanımadılar. Benim hatırladığım kadarıyla Kâbus maskesi kızın sesini değiştirmiyor ki. Öyle bir özelliğe sahip maskesi olmasa bile yazar hiçbir zaman Nova'nın konuşurken kullandığı ses tonunu değiştirdiğini söylemedi. Aynı şey Nöbetçi karakteri için de geçerli.
Ve Alec'in yaşadığı acayip belliydi beni hiç şaşırtmadı bu durum.