Puan vermedi·238 syf.····Okunma: 13 Ocak 2022 22:42 Eleştirel okumanın, özgürleştirici işlevsel okumamının önemini birçok örneklem sunarak, farklı noktalardan anlatmaya çalıştığı bir kitap. Eğitbilimselin ilk basamığı okullar, o yüzden bu görevin taşıyıcılarının ilk olarak öğretmenler olduğunu vurguluyor. Öğretmenlerin, öğrencileri sınıfta farklı etnik, kültür ve ideolojilere saygılı, aynı zamanda muhalefet ve eleştirel düşünmenin metodlarını aktarması gerektiğini belirtiyor. Tabii öğretmenlere bu hakkı veren demokratik devletin gerekliliği aşikar.
Aslında kitap, eğitbilimselin politik ayağına değinen siyasal bir kitap. Fikirlerini çoğunlukla sömürge altında olan Afrika ülkeleri üzerinden yürüyor. Yaşamı boyunca da Afrika bölgesinde okuma, yazmaya verilen teşvik kampanyalarında da yer almış.
Önemle vurguladığı anafikri şu; bugünün çocukları, geleceğin bireyleri, siyasi seçenler ve seçilenleri olacak. Bu çocuklarda eleştirel okuma ve düşünme yetisi geliştirilmeli ki, ileride kendilerini yönetenleri seçebilsin. Seçtikleri yönetenlerin her dayattıklarını direkt kabul etmek yerine, akılcıl sorgulama ile eleştirip karşı çıkabilsinler. Böyle bir yapının olduğu yerde demokratik oluşum kendi kendini inşa edecektir.
Kişinin kendi dili ile öğrenim sağlamasının, kültür ve bilgi ile eşey bir ilerleme sürdürmesinden kaynaklı olarak okumanın daha kalıcı ve öğretici olduğunu da önemle vurgulamakta.
Eşi Elza ile birlikte danışmanlık yaptığı Sao Tome ve Principe Cumhuriyetine ait “İkinci Halk Kültürü Defteri” metninden verilen pasajlara hayran kaldım. Siyasi erkin halkı bu şekilde bilinçlendirip uyandırma evresi hiçbir devrimcinin yapmadığı bir şey sanırım. Kaba taslak bilindik devrimcilerin fikirlerini okuduğum oldu ama Orta Afrika’da adı çoğu ülkelerce bilinmeyen bir ülkenin kendi içinde yaratmaya çalıştığı okuma ve eğitime teşviğe dair oluşturulan bu metinler, gerçekten harika.
Aslında bir halkın anlayabileceği açıklıktan uzak, daha okumuşluk alt yapısına sahip olunması gerekiyor ama amaçları okumaya teşvikten de öte, etkin düşünmeye teşvik etmek olduğunu düşünürsek, halktan birkaç gömlek büyük olan bu metinler anlaşılabilir.
Eğitimin politikadan fazlasıyla etkilendiğini kendini ülkemizin tarihinden de biliyoruz. İktidara geçen her parti, kendi ideolojik yapısını müfredata daha baskın kılmaya çalışır. Müfredatın ağırlık merkezinin siyasi erklerce değiştirilmesi, geleceğin nesillerine yapılan en büyük kötülük. Aslında eğitim, revize getirilmesi en başat önceliğe sahip bir konu olmasına rağmen özellikle es geçilen yegane konulardan biri. Hiç iyi niyet taşımayan eylemsizlikler.
Freire, yaşadığımız bu durumun da tehlikelerine ve çözümlerine değinmiş, okuyun muhakkak.