Az önce, hayatımda karşılaştığım en iyi kitabı okudum. Yöneten-yönetilen karmaşası ve "uyanmak".
Kitap hakkında yazılan yorumları okudum, çoğunlukla herkes "Körlük"ten sonra basit bir kurgu olduğunu, sarmayan bir kitap olduğunu yazmış. Benim bu kitapta gördüğüm kurgu değil, felsefe. Yazarın macera anlatma gibi bir derdi yok, "uyanmış" ve bunu metne dökmüş.
Kitapta toplumsal yozlaşmayla birlikte "dil"in de bozulması, insanların kelimeleri birbiri yerine kullanması aklıma Cemil Meriç'in "Kâmusa dokunan nâmusa dokunmuştur." sözünü getirdi. Kitapta sadece siyaset felsefesi değil; dil felsefesi, ahlak felsefesi, toplumsal psikoloji de irdelenmiş. Kesinlikle üstüne ince ince durup okunması gereken bir kitap, sınav bitsin, tümmm bir ayımı kitabı irdelemeye vereceğim.