Puan vermedi·128 syf.··Beğendi
· İnsanın insana uyguladığı her türlü şiddeti; tacizi, istismarı, tecavüzü, çocukların etine musallat olan yaratıkların davranış dilini, bu işkenceye maruz kalanların hayatın içine nasıl saklandıklarını anlatan bir kitap; Suskun Toy Kuşları.
Çoğu yazar aynı zamanda iyi bir okurdur ve buradan yola çıkarak bir yazar kendi kitabı hakkında inceleme de yazabilmeli diye düşündüm; çünkü yazma ve hazırlık aşamasında en çok yine kendi kitabımı okumuştum…
“Bu kitabı okumak bir karardır, bedeli ise sarsılmaktır.”
Arka kapak yazısı böyle başlıyor… Bu iddialı cümlenin açılımı kitaptaki on beş öyküde gizli.
Öykülere geçmeden bir açıklama karşılaşıyor okuru:
“Toy Kuşu… Kızıl tüylüdür. Eti çok lezzetlidir… Hızlı hareket edemez, kaçamaz avcının elinden. Kolayca avlanır. İşte bu yüzden Toy Kuşu’dur adı.”
Kitaba adını veren Toy Kuşu, yaşamın içinde avcıların elinden etini kurtaramamış kurbanları sembolize ediyor…
İnsan denen canlının pek çok sorunu, üstü örtülmüş, yok sayılmış, buna karşın bir biçimde saklanamayan sancılı yaraları var; çevresiyle, ailesiyle, egolarıyla, yoksunluklarıyla, yetersizlikleriyle, sevgisizliğiyle… Suskun Toy Kuşları’nın öykü karakterleri, suçluları, mağdurları gündelik hayatta sergiledikleri ve kendilerince normalleşmiş çarpık yaşam tarzlarıyla öyküleri renkten renge boyuyorlar; rutinlerinde neler yaşadıklarını, sessiz bir kabulleniş sergilerken neler hissettiklerini anlıyoruz. Ama insanlığın en çok canını yakan, çocuklara yönelik cinsel suçlardır. Dil, din, ırk gözetmeyen evrensel sorun pedofilinin, tedavisi zor olan bir sapkınlık olduğu söylenirken, suç mu, yoksa hastalık mı, halen tartışılıyor.
Çocuklar, kadınlar, erkekler, eşcinseller ve hayvanlar… Hepimiz birilerinin tuzağına düşebiliriz; kandırılabiliriz, ölüme dek uzanan birtakım olaylar silsilesine yem olabiliriz. Toplumun her katmanından, her cinsten canlının başına gelebilir bunlar. Bu öyküler herkese ayna olsun, yüzleşmekten korkmayanlara farkındalık olsun… Sevginin ve içten ilginin en sağlam koruma kalkanı olduğunu defalarca beynimize kazısın…