·486 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Ocak 2022 18:01 Bu kitap adeta bir şaheser.
Martin Eden, insanın okurken damağında çok yoğun bir tat bırakan çikolata gibi.
Çok lezzetli, çok kıvamlı ama bir o kadar da yorucu.
Jack London’un yarı otobiyografik olarak kendinden bahsettiği söylenilen bu kitabındaki Martin karakteri başlı başına bir dünya.
Denizlerde ömrünü geçiren bir insan iken Ruth isimli soylu , burjuvazi ama deyim yerindeyse ruhsuz bir kıza aşık olmasıyla yolculuğu başlıyor.
Tamamen kendini aşka adamanın, aşk uğruna çalışmanın, çatışmanın ve çabalamanın somut örneği haline gelirken bir yandan da yaşadığı dönemdeki yanlışlıkları, yanlış hayatların ve kişilerin küçük ve sığ fikirlerini, siyasi fikirlerin açıklarını, dünyanın ve evrenin sırlarının anlamına ulaşmayı, azdan çoğa yükselmenin hazzını ama hazzın verdiği acıyı, başarının getirdiği mutluluğu lakin insanların başarıya “para” gözüyle baktıklarını anladığı anda mutluluğun hüzne dönüştüğünü ve bu dünyadan çekip gitmesine sebep olacak kadar kokuşmuş bulduğu iğrenç hayatı bir çırpıda anlatır gibi anlatmış ama yüzyıllar sürecek kadar yoğun bir anlatımla okuyucuya sunmuş Jack London.
Neresinden tutsam da yazsam eksik kalacak sanki.
1991 yılı baskısını okudum ben ve çeviri harikaydı.
Ben böyle bir ruhsal tahlil, çevresel tasvir ve insani tahmin görmedim.
Özellikle ruhsal tahlil konusunda oldukça başarılı bir roman olmuş diyebilirim.
Martin’i o kadar iyi tanıdım ki kitabı okuduğum on iki günlük sürede, şimdi karşıma çıksa , ufak mimik ve bakışından Martin olduğunu tek seferde söyleyebilirim.
Kitabı çok beğendim.
Herkes bu kitabı okumalı.