Çok sevdiğim bir insan bana sürekli bu kitabı okumamı söylüyordu ve ben filmini izledikten sonra kitabı okuyabilen biri değilimdir. Yine de merak ediyordum. Ama sürekli bu kitabı erteledim. Sonunda o kişi bana kitabı hediye etti ve 4 günde hemen bitti. Aslında kitap okumak için yeterince zaman ayıramıyorum. Daha hızlı bitebilirdi. Hem akıcıydı hem de çevirmen çok iyi çevirmişti.
Bu kitapta karakterlere isim verilmemiş zaten gerek de yok. Yazar isimlerle değil kişilerin deneyim ve gözlemleriyle ilgileniyor. Ve ben kitapta en çok zıtlığı sevdim. Yazar bilerek mi yaptı bilmiyorum ama içine kapanık bir insanın iç dünyasını nasıl doğaya yansıtılabildiğini gördüm. X bölgesi bence her insanın içsel boyutunun bir yansımasıydı. Elbette bu benim okurken hissettiğim şeydi. Adeta psikolog edasıyla yaklaştım kitaba ve bu şekilde ben de gözlem yaptım. Sonunda ölüm yaşam döngüsüne başımı eğdim. X bölgesi artık korkunç gelmiyor. Nihayetinde insanın toprağa karışması ve doğa ile bütünleşmesi kesin bir gerçekti zaten. Sadece bu döngünün daha çarpıcı bir dille ve ifadesi vardı bu kitapta. Belki de bu ölüm yaşam döngüsüne karşı boşa bir savaş veriyoruzdur. İşte bundan pek de emin olamıyorum.
Ve dipnot: Kitabın sonunu filmin son sahnesine tercih ederim.