Puan vermedi·464 syf.····Okunma: 13 Mart 2021 14:36 Bu kitap okumaktan gerçekten zevk aldığım bir kitaptı. Peki bu zevk nasıl bir zevk?
Öncelikle kitap okuma sürekliliğimi koruduğum bir zaman diliminde onlarca kitaba sıra verirken kitaplıktaki bu kitap beni hep korkutmuştu kitabı okuyanlardan aldığım fikirler:''O gerçekten ağır bir kitap öyle kolayca akmaz, bitiremeyeceğin bir kitaptır o.''
demesi, sitedeki olumsuz eleştiriler herkesin kitabı okumanın zor olduğunu vurgulaması isimlerin çok karışmasını söylemesi. Bu tip şeyler beni kitaptan savmıştı. Sürekliliğimi koruduğum o zaman diliminde bile bu kitaba bakmaya cesaret edemedim ama bilirsiniz ulaşamadığın şeyin verdiği o çekicilik (bilinmezliğin zevki) sayesinde
kendimi sürekli kitaplıkta bu kitabı izlerken buluyordum. Ve bir gün kitap okuma hevesimin olmadığı bir zamanda elime aldım oturma odasına geçip Buendinaların soyağacını inceledikten sonra bu romana başladım.
Kesinlikle güzel başlamıştı spontane gelişen olaylar, karakterlerin tuhaf davranışları, anormal karakter özellikleri, absürt ve gerçekçi örgülerden oluşan yaşam dizileri bir bir beni etkiledi . Bunlar beni kitapta tutabilirdi fakat gerçekten aldığım o eşsiz zevke götürmezdi. Üslup gerçekten eşsizdi benim için gittikçe değerli olan bir unsurdu kitapta.
Çünkü genelde kullanılan dil birbirlerine benzer kitaplarda bana göre. Mutlaka önceki cümlemdeki yargıya koyamayacağım istisnalar az değil ama genelde kendimce haklı oluyorum. Marquez üslubu beni İnce Mehmed okuduğum zamanlara götürdü o güzel, kolay ve bir şelale misali akan üslup tasvir...
Hissettirdikleri sanki kitap okuyormuşum gibi değildi, iki sokak aşağıdaki yaşlı çiftin evinde akşam yemeğinden sonra gelen doygunluğun üzerine yediğimiz tatlının yanında yapılan dedikodu gibiydi. Kitaptaki büyülü gerçeklik üslubu gerçekten muhteşemdi. Peki ya olaylar? Albay Aureliano... Yaşadıkları, yaşattıkları, yaşadıklarının abartısı, ve unutulması bir efsane haline gelmesi
ve ardından varlığının reddedilmesi; bahaneleri, sebepleri, yaptıkları ve sonu , anlaşılabilir bir anlaşılmazlıktı. Absürt olaylar Ursulanın uzun yaşaması , güzel bir kızın uçup gitmesi(köyden birisiyle kaçmıştır muhtemelen), bitmeyen yağmur. Bütün bunların yanında yazar kendisinden bir parça koymasa bunların bir bütünlük ifade etmesi söz konusu bile değil. Peki kitabın siyasi boyutu?
Liberalistler ile devletin çatışması baş devrimcinin bir devlet kahramanı olduktan sonra varlığının reddedilerek öyle birisi yoktu aslında anlayışı. Bu anlayışa tersten bakınca günümüzdeki kahramanların muamma olduğunu fark etmek. Muz cumhuriyeti kalıbının kökenine inilen katliamlar, haksızlıklar ve mutsuz sonlar. Ben bu kitaptan gerçekten zevk almıştım sonuna geldiğimde.
En komiğime giden, doğaüstü son ve büyülü üslup etkisiyle inanılmayacak olayları gerçeğe benzeten o küçük gerçek kırıntılarını malzeme olarak kullanan yazarı hayal etmekti ve güzeldi.
Kitabı 10 ay önce okumuşum ama inceleme yapmamıştım. Bildiğim bir şey vardı bu kitabın etkisi kolay kolay geçmeyecekti şimdi 10 ay sonra bile bu incelemeyi yazarken hala kitabın etkisindeyim.