Kalıplaşmış düşüncelerle sürüklediğimiz bu dünyada gerçeklerden bir haber yaşarken tüm gerçekler aslında etrafımızda çevrili değil miydi?
Sanki gözlerimiz kapalı kulaklarımız işitmiyordu ve biz olan biteni bilmiyorduk ya da bilmezden geliyorduk.
Toplumun doğrularını benimseyerek kolay yolu seçtiğimiz sanıyor fakat en büyük çıkmaza girdiğimizi fark etmiyorduk.
İşin sonunda dönülmez bir yola saptığımızda her şey için çok geç oluyor ve pişman olsakta oraya hapsoluyorduk.
Bize gösterileni yapmaya alıştığımızdan kendi farkındalıklarımızı yok sayıyorduk.
Oysa hayat başkalarına göre yaşayamayacak kadar kısa ve acımasızdı.
Kendi idellerimizin peşinden gitsek peki?
Bize cesaret verir ve imkansız gibi görünen olaylarda mücadele edecek isteği kendimizde buluruz. Çünkü kendimiz için mücadele etmek içimizdeki gücü uyandırır.
Başkalarının idealleri ise bizi birer pasif kukladan daha ileri götüremez.