·248 syf.····Okunma: 17 Ocak 2022 23:35 Sevgili Nazlıcan Kabataş’ın çevirmeni olması vesilesiyle tanıştığım Kara Miras, fantastiğe giriş yapan okurlar için hayli uygun bir kurguya sahip. Ana karakterimiz Michael’in yaşı sebebiyle kurgu biraz daha gençlere yönelik bir eser olarak anılsa da paranormal olayların ve hikâyenin finalinin seviyesi düşünüldüğünde işlerin yanlış anlaşıldığı malum. Yazarımız henüz ilk kitapta gözü pek acımasızlıklarla bizi ele geçiriyor.
Kitabın yaş grubunun yanlış belirlenmesi unsurunda yönlendirmeye dayalı bir akış tercih edilmesi olduğunu düşünüyorum. Sürekli ipuçlarını takip ettiğimiz, yoktan var olan işleri kabul ettiğimiz bir düzlemdeyiz. Kurgu içerisinde cevapsız soru bırakılmasa da bazı noktalarda yazarın evet burada bir açık kalacak diyerek eklediği nüanslar olduğunu sezebiliyorsunuz. UNICORNE kısaltmasını pek sevmekle birlikte finale vardığımızda kurgunun derin işleri müjdelediğini görüyoruz.
Sürpriz bozanlara fazla girmeden devam etmek istesem de favori karakterim bin yüzlü tanrıçamız Chantelle’den bahsetmek isterim. Kurgunun mihenk taşı diyebiliriz sanırım kendisine. Girdiği her kılığa ayak uyduruş biçimi ve acımasız mizah anlayışı kurgudaki eğlencelerin başını çekiyordu. Bunun dışında Michael’in gerçekliği değiştirme biçimi bana Ursula K. Le Guin’in Rüyanın Öte Yakası’nı hatırlattı. Kitap içerisinde sıkça vurgulanan Klimt'in varlığını çözdüm diyemiyorum. Bu da kurguyu hafife almamla ilintili bir durumdu. Şüphelerim ayyuka çıksa da irdelemek yerine hafif bir akışta yüzdüğümü sanmışım. Hazindir ki Chris D’lacey’den yürekleri burkan bir sille yediğinizde kendinize geliyorsunuz. Kara Miras’ı paranormal olaylara ilgisi olanlara lise zorbalıklarıyla kesişen bir X-Files vakası olarak önerebiliriz.