·424 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Ocak 2022 20:57 Kitabın ilk sayfaları beni içine çekmemişti açıkçası ama yine de okumaktan vazgeçmedim iyi ki de geçmemişim. Thora’nın mücadelesini okurken hangi duyguları hissedeceğimi bilemedim.
Annesinin muhafızı olarak bildiği adamın babası olduğunu anlaması mı ? Yoksa onu düşmanları öldürmesin diye kendi elleriyle öldürmesi mi ? Bir düşmanın onu öldürmesindense seven birinin hayatına son vermesi daha iyiydi.
Thora küçük yaşta annesi gözleri önünde katledilmiş bir prenses. Kendi sarayında on yıl boyunca köle olarak kalmış ve Kayzer’e boyun eğmek zorunda kalmıştır. Kayzer Thora’nın halkını esir alırken prensese de işkence etmeye devam etmiştir.
Ne olursa olsun Thora umudunu asla kaybetmemiş bir gün Kayzer’in ellerinden kurtulup kendini ve halkını kurtaracaktı. Ama on yıl boyunca onu kimse kurtarmaya gelmemişti. Ama bir gün annesinin muhafızını sarayda esir alındığını gördüğü günden sonra her şey değişti. Thora kim olduğunu biliyordu ve bunu artık hissetmişti ve her şeyi yapmak İçin hazırdı ama dikkatleri üzerine çekerse bu onun İçin çok zor olurdu. Derken bir anda Blaise gelir çocukluğunu geçirdiği tek arkadaşı.️
Beraber planlar yaparken neler yapabileceklerini göz önünde bulundururlar.
Heron ve Artemisia eşliğinde grup halinde bu yolda ilerlerler. Peki bu yolda sağ kalabilecekler mi ? Dört kişi koca imparatorluktan nasıl kurtulacak ? Evet kitabımızda bunları öğreniyoruz ️
Kitapta en çok üzüldüğüm nokta Søren prens oldu. Bana göre bu olanları haketmedi. Evet Thora’da yaşadıklarını haketmemişti, ülkesi de hak etmemişti ama ne olursa olsun koskaca imparatorlukta sadece Søren prensin uzattığı o ele karşı böyle olmamalıydı.