Polonya’nın en başarılı yazarlarından sayılan, 2018 Nobel Edebiyat Ödülü alan Olga Tokarczuk. Ben kitabı çok beğendim. Dili inanılmaz yalın. Konusu çarpıcı.
Janina, uzak bir Polonya köyünde, karanlık kış günlerinde astroloji çalışarak, yıldız haritalarını inceleyerek , William Blake şiirlerini tercüme ederek ve varlıklı Varşova sakinlerinin yazlık evlerine göz kulak olarak geçirir. İnsanlar yerine hayvanlarla vakit geçirmeyi tercih eder, fazlasıyla tuhaf ve münzevi tavırları kimilerine göre “kaçıklık”dır. Bir gün komşusu Koca Ayak gizemli bir şekilde ölü bulunur. Gelecek günler daha da tuhaf ölümleri beraberinde getirir. Şüpheler ve soru işaretleri yükselirken Janina, tuhaf teorileri ile kendini soruşturmanın göbeğine yerleştirir. Birileri ona kulak verseydi her şeyi böyle mi olurdu oysa…(arka kapak yazısı)
Tam da kitapta [“Dyzio, ….. zaten çevirmen olmaya karar vermişti. Ne kadar harika-bir dilden ötekine çevirmek ve böylece insanları yaklaştırmak- ne güzel bir düşünce.”(s:255) ] Blake çevirileri üzerine yazılmış olan diller arası köprüyü ustalıkla kurmuş olan, Lehçe aslından çeviren Neşe Taluy Yüce’yi de anmadan geçemem.