·180 syf.····Okunma: 27 Ocak 2022 19:41 Alaturka ve alafranga çatışmasının iki arkadaş üzerinden işleneceğini düşünerek başlamıştım ama kitabın bu konudan uzak olduğunu fark ettim. Nedeniyse kitabın iki ana karakterinden biri olan ve alaturka olması gereken Râkım Efendi'nin haylice alafrangaya yakın olması ve yazar tarafından sırf sadece sözde alaturka olduğu için mutlu sona layık görülen karakter olması.Yani kitapta bir alaturka alafranga çatışması varsa bile yazar bu konuda çok da tarafsız olamamıştı. Ayrıca Felâtun Bey karakteri çok zorlamaydı, öyle ki yazar bile hakkında yazmak istememiş ve kitabın ortalarından sonlarına kadar onu epey boşlamıştı. Bütün hayatını bilmek ve sürekli gereksiz açıklamalara boğulmak yerine bu karakteri sadece Râkım'ın İngilizlere ders verdiği evde görüp gaflarını bilseydik hem daha gizemli hem de daha komik bir karakter olurdu bence.
Kitapta daha önce de denk geldiğim gibi yine bir esir güzellemesi vardı. Ne hikmetse diğer bütün esirler becereksiz, çulsuz ve çirkin fakat Canan hepsinden ayrı, çok zeki, bilmem kaç ayda Türkçeyi, Fransızcayı, piyanoyu öğrendi. Ve yine ne hikmetse bu kız esir olmaktan çok memnun hatta "efendisi"
onu kardeşi olarak gördüğünü söyleyince o karşı çıkıp "malı" olmaktan memnun olduğunu söylüyor.
-spoiler-
Aşkından verem olan Can saçmalığı...