Öncelikle merhaba “Sevgili Dost” diye mi başlamalıyım? Zira A. Ali Ural kitap boyunca yazdığı 61 mektubunda hepimize böyle sesleniyor :)
Albert Camus’dan Mevlana’ya neredeyse herkesten alıntı yapan yazarımız, Van Gogh’dan Arşimet’e Kibritçi Kız’dan Red Kit’e kimse eksik kalsın da istememiş.
“Sabah vapurları, sabah pazarları gibidir. (Pazar sabahları değil.” Ya da “Hakimler surat asar ama asmazlar.” gibi çok sayıda kelime oyunu yapan yazar araya ayetler ve dinsel ögeler sıkıştırmayı da ihmal etmemiş.
Posta Kutusundaki Mızıka birkaç cümle dışında mızıkalardan da bahsetmiyor tabiki :)
Belki de bu kitaptan daha fazlasını beklediğim için hayal kırıklığına uğradım.
“Sevgili Dost,
Ağaçları suluyorum.”
“Sevgili Dost,
Elini nabzına götür.”
“Sevgili Dost,
Hala düğünlerde oynuyorsun.”
gibi birbiriyle bağlantısız, saçma bulduğum cümlelere rağmen kötü kitap diyemem ama bana kalırsa yazara ait çok bir şey yok kitapta. Başıma bir şey gelmeyecekse ortamlarda bilgi satarak hava atmak isterseniz ama kitap okumak gibi bi alışkanlığınız da yoksa kitabın sizin için bulunmaz nimet olduğunu söyleyebilirim :) İlkin günahı olmaz deyip ilk incelememi burada noktalıyorum o zaman, hoşçakalın :)