Posta Kutusundaki Mızıka

8,8/10  (350 Oy) · 
988 okunma  · 
388 beğeni  · 
8.241 gösterim
Sevgili Dost!

Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.

Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba 'insan' denince hatırlanıyor muyuz?
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2003
  • Sayfa Sayısı:
    206
  • ISBN:
    9799756841357
  • Yayınevi:
    Şule Yayınları
  • Kitabın Türü:
Jay 
 07 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Sevgili Okur,
Bu incelemeyi mektup tarzında yazarak unutulan, yok olmaya yüz tutmuş bu değeri bir nebze olsun hatırlatmak ve naçizane yaşatmak istedim, anlatıcımızın hatırlattığı ve yaşattığı gibi. Yazarın tabiriyle, bir zarfı açmak kadar kalbi titreten ne vardır. Bir anlamda zarf mahremiyettir, mahrem olmasa da satırlar. Bir köşeye geçip, yalnız okunur mektuplar…

Posta Kutusundaki Mızıka, Ali Ural'ın mektup havasında oluşturduğu denemesidir. Mektup ile alakalı birkaç ufak bilgilendirmenin yanında denemenin de biraz detayına girmek zannediyorum ki faydalı olacaktır. Bir insanın herhangi bir konuda duygu, düşünce ve görüşlerini paylaşmak amacıyla kesin hükümlere varmadan samimi bir üslupla yazdığı yazılara deneme denir. Deneme tür ve üslup olarak pek çok türe yaklaşır. Bu nedenle yazımı en zor olan türlerdendir. Deneme yazımında paylaşımcı ve samimi bir atmosfer oluştururken sohbete, düşünmemizi ortaya koyarken fıkraya, duygularımızı ifade ederken de eleştiriye yaklaşma riski oldukça fazladır. Anlatıcımız tüm bu riskleri öylesine güzel özümseyip sunmuş ki biz okurlara, bu özümsemeyi en hafif tabiri ile hastaya enjekte edilen bir uyuşturucu olarak nitelendirsem yeridir. Uyuşturucu kelimesi okunduğunda, ilk olarak kötü çağrışımlar uyandırsa da ifade etmek istediğim Requiem For A Dream’in usta oyuncusu Jared Leto’nun kolundan aldığı madde değildi elbette. Bu örneği bir nevi diş ağrısı çeken bir insanın, dişçinin uyguladığı anestezi sonrası ağrısı dinen hasta olarak düşünürsek zannediyorum ki ifade etmek istediğim yerine oturacaktır. Okurun ağrısı ne olursa olsun samimi, kendi ben’ini sorgulatan bu kitabı okurken ağrısı dinecektir diye düşünüyorum, benim ağrımı dindirdiği gibi.

Yazarımızı farklı kılan neydi ki beni bu derece etkiledi diye soruyorum kendi kendime ve şu cümleler dökülüyor parmaklarımın ucundan; kelimelerin gücünü ve potansiyelini görüyorum anlatıcımızın kaleminde, aynı kelimeleri kullanarak kalp kırmışlığı vardır insanoğlunun, yazarın tersine. En çok inandığım olgudur kelimelerin gücü. O kadar güçlüdür ki bu olgu, sadece kullanmaktadır mahareti ve insan zamanı geldiğinde kullanırsa bu olağanüstü gücü, nefretin ateşini söndüren su, hırsızın elini kolunu bağlayan kelepçe, katilin tabancasındaki tutukluk, sevgilinin gözlerindeki ışık olur. Kelimeler bu kadar güçlü iken dinlemeyiz, anlamak istemeyiz birbirimizi. Kelimelerden bir dünya yaratmak varken hep hazır olana, var olana konar ve tüketiriz sevgimizi, saygımızı ve sabrımızı. Bize dayatılan ve bilinç altlarımıza yer eden o güzellik algısının peşinde koşarız. Onlar gibi sever, onlar gibi aşık olur onlar gibi tüketiriz sevgiyi ve sevgiliyi. Sonrasında ne mi? Kocaman bir mutsuzluk!

Bir gün buradaki bir okur arkadaşımdan bir mektup almayı çok isterim. Umarım o gün geldiğinde yazarımızın da dediği gibi, zarfı açmaya korkarım. Korkarım. Ya zarfı açar açmaz kelimeler kelebeğe dönüşüp uçarlarsa! Ya zarfı açar açmaz pimi çekilmiş bir bomba patlarsa! Ya zarftan taşan sular barajı patlatırsa!

Delfin Ö. 
08 Oca 23:41 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu bir kitap incelemesi olmayacak farkındayım;ama söylemeden geçemeyeceğim bir şey var. Bu kitapla beraber daha çok inandığım bir şey var:Bazen bazı kitaplar içimizde yaşadığımız durumlara ayna olmak için bizi buluyor sanki. Nefes aldırıyor,usulca elimizi tutuyor karşıdan karşıya geçmek için... Yol gösteriyor,unuttuklarını hatırla artık diyor. Çok sevdiğim biri, kitap sahibini bulur biliyor musun demişti. Öğrenmiş oldum. Tüm sevdiğim kitaplar için yegane cümlemsin artık.

Bekir İstanbul 
02 Oca 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Daha ilk sayfadan kalem arıyorsunuz cümlelerin altını çizmek, paragrafların yanına yıldız koymak için. Bazen alıyor götürüyor cümleler sizi düşünceden hatıraya, hatıradan kişilere, kişilerden hayata... Bazen tekrar tekrar okuyorsunuz cümleleri yutmak istemediğiniz o lezzetli lokmalar gibi. Hepsi hayatın içinden dersler, fikirler, veciz sözler ve bazen ayet ve hadisler... Hayata bir pencere daha açmak için okuyun derim.

Salih Çermik 
05 Mar 14:27 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitabı, bir dostum iki yıl kadar önce hediye etmişti bana. Ve şöyle not düşmüştü: 'Dostluğumuzun şu kadar şu kadarıncı günü. Dostluğumuzu bu kitap anlatır. Keyifli okumalar, Sevgili Dost.'
Kitabı okuduğumda hayranı olmuş ve etkisinden uzun süre çıkamamıştım. Kitap önermemi isteyenler olduğunda bu kitabın ismini genelde vermiyorum. Çünkü bana bu kitabı hediye eden dostum (!) dostuluğumuzun baki kalmasını isterdi ve tabi en çok ben isterdim. Ancak olmadı. Bu yüzden bu kitap özel bir kitap, önermek de hediye etmek de zor geliyor bana.
Dostluk kavramının aslında yalnızca aradaki sevgi bağı değil de kuvvetli bir fikir alışverişi, duygu özverisi, saygı, hürmet ve süreklilik olduğunu öğrendim. Bu kitabın hediye edilişinden sonra bu kavramlarla daha da sıkı sarılmıştım dostluğa. Kitap bittikten sonra ve hatta dostluk bittikten sonra bile kitabın bana bir şeyler kattığını fark ettim. Meşhur bir söz: 'Dost diyebildiklerimiz, dost diye bildiklerimiz!'
Bu kitabı ve hediye edilen diğer kitapları içim kanaya kanaya, ellerim yana yana attım. Sonra tekrardan satın almaya başladım, attığım kitapları. Özellikle bu kitabı kendime hediye olarak aldım. Kendimi -haddim olmadan- kitabın yazarı gibi düşündüm. Ve o güzelim mektupları kendime yazdığıma inandırdım, kendimi. O dönemlerden kalma notlarımla kitabı epeyce bir inceledim dün akşam. Özlemişim kitabı. Özlenecek kadar mükemmel bir kitap.
Kalbinde böylesine bir sevgili dost barındırana ne mutlu!

Selin 
08 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

•Burada gördüğüm alıntılar üzerine kitabı okumaya karar vermiştim.
•Kitap 61 mektuptan oluşuyor. Neredeyse her mektubunda kalbinize dokunacak cümleler bulunuyor. Okuyucuyla konuşur nitelikte yazılmış,akıcı,yer yer insanı düşündüren,yaşadığımız olayları sorgulatan candan bir kitap.
• Ali Ural okuyucuya bazı şeyleri o kadar güzel yansıtmış ki hayata farklı pencereden bakmamızı sağlamış.
•Ayrıca cümleler o kadar hoşuma gitti ki bir sürü alıntı yapmaktan kendimi alıkoyamadım. Zevkle okuyabileceğiniz bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Ferah 
30 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yıllar sonra tekrar günlük tutma hevesimin canlanmasına sebep oldu sevgili dost.. Bir solukta okuduktan sonra bir solukta da yazmak istiyorsunuz..

Sevgili Dost ,
Bana öyle bir kelime söyleki hiç eksilmesin..


"Gerçek, çizmelerini giymekle meşgül olduğu sırada, yalan bütün dünyayı dolaştı."

"Eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerine koysalar, elini bulabilirdim onların içinden. "

aLi | Cahil Bilge 
17 Eyl 15:50 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitaba eleştiri yazmak hususunda kendimi aciz hissediyorum.
Ancak yinede bir iki kelam etmeden de geçmek istemiyorum.
Kitap, okumaya başladığınızda bitmesini istemeyeceğiniz, içerisinde senfonik bir düzenle kelimelerin hayal gücünüze aktığı, okudukça zenginleşecek ve zenginleştikce sonunda yazamamak olsada sizi yazmaya sevk edecek, her daim dönüp dönüp okunası bir kitap.
Ve söz kitabın;
Sevgili Dost,
Artık sona ermeliydi zarfların bu daveti. Kalamazdım daha fazla. İzin istedim, kalktım, gidecekken ayağım bir cümleye takıldı. Zarfın birinden düşmüş olacak: "Ölüm de bir özlemdir aslında."
Sevgili Dost,
Eski mektuplar, günü geçmiş bir gazeteden daha değerli olduklarını göstermek ister gibi, ölülerin değil, dirilerin üstünü örtüyorlardı.

ALİ TANRIKULU 
19 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Okurken mutlu olduğum, yüzümün tebessüm ettiği, gözlerimin içinin parladığı, burnumun tatlı tatlı kaşındığı, durup hayallere dalmama sebep, iç çekip kendime gelmeme, hayallerime ümit eklememe, çocukları daha çok sevmeme, metroda gözümü güzel hanımefendiciklerden korumama, gökyüzüne daha çok bakmama, başkalarının mutluluğuyla sevinebilmeme ve Sevdiğim Hanımefendinin '' Ali bu kitabı okumalısın'' dediği bir kitaptı sadece... :)

Zeynep Şentürk 
 17 Kas 2016 · Beğendi

Aylardır almayı istediğim bir kitaptı. Beklentimin hayli üzerinde mükemmel bir eser. Ablamla beraber okuduk. Kitap biriyle beraber okununca daha da anlamlı oluyor sanki. Yazarın Sevgili Dost diye hitabı muhatabına verdiği değeri gösteriyor bence. Posta Kutusundaki Mızıka yazılmamış mektubun kefaretidir demiş. A. Ali Ural. Mektup nesli değildik biz ama o neslin ne denli şanslı olduğunu anladım bu kitapla. Hediye edilecek en güzel kitaplardan. Arkadaşıma hediye ettiğim bu kitabı şimdilerde fazlasıyla özlüyorum...

Kitaptan 579 Alıntı

Ferah 
15 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

''Söylenen her söz binamıza yeni bir tuğla ekler. Bu yüzden ağzımızdan kaçmamalı kelimeler. Onlar bizim mahkumlarımızdır; izin verdiğimizde çıkmalılar dışarıya. Publis Syrus ne kadar haklı: “Konuştuğuma çok kere pişman oldum. Fakat sustuğuma asla!''

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali UralPosta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural

Sevgili Dost,
Kim kazandı? Atom bombasını Hiroşima’ya atan mı? Everest’in tepesine ilk kez varan mı? Doksanıncı dakikada maçı alan mı? Diriler mi, ölüler mi? Çobanlar mı, sürüler mi? Efendiler mi, köleler mi?
Kim kazandı?

Sevgili Dost,
Herkes kaybetti. Ölüm kazandı. Mezar taşlarına: “Huve’l-Bâki” kazındı.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 130)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 130)
Selin 
06 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Sevgili Dost,
Bir şehrin en güvenilir yeri,demek sence kütüphanelerdir. Çünkü kitaplar seslerini yükseltmezler.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 65)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 65)

Sevgili Dost!
Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.
Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba ‘insan’ denince hatırlanıyor muyuz?

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali UralPosta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural

Sevgili Dost,
Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz. Belki de bütün zamanlar böyledi.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali UralPosta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural
İçimdekimavi 
30 Haz 14:51 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bizim, peygamberi ısırmasın diye ayağını yılan deliğinin üstüne kapatan Ebu Bekir'imiz, suikastı haber alınca peygamberin yatağına yatan Ali'miz var. Son yudum suyu birbirlerine gönderip susuz şehit olan sahabilerimiz var.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 39)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 39)
Ferah 
18 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

''Sevgili Dost,
Bildiği şehirlerden bilmediği şehirlere, bildiği yüzlerden bilmediği yüzlere sığınmayı aklından geçirmemiş kaç insan vardır?''

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali UralPosta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural
Bekir İstanbul 
30 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Bulunduğu durumun farkında olmamak her durumdan daha kötüdür."

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 73)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 73)
58 /