Posta Kutusundaki Mızıka

8,8/10  (403 Oy) · 
1.137 okunma  · 
451 beğeni  · 
11.064 gösterim
Sevgili Dost!

Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.

Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba 'insan' denince hatırlanıyor muyuz?
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2017
  • Sayfa Sayısı:
    206
  • ISBN:
    9799756841357
  • Yayınevi:
    Şule Yayınları
  • Kitabın Türü:
Jay 
 07 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Sevgili Okur,
Bu incelemeyi mektup tarzında yazarak unutulan, yok olmaya yüz tutmuş bu değeri bir nebze olsun hatırlatmak ve naçizane yaşatmak istedim, anlatıcımızın hatırlattığı ve yaşattığı gibi. Yazarın tabiriyle, bir zarfı açmak kadar kalbi titreten ne vardır. Bir anlamda zarf mahremiyettir, mahrem olmasa da satırlar. Bir köşeye geçip, yalnız okunur mektuplar…

Posta Kutusundaki Mızıka, Ali Ural'ın mektup havasında oluşturduğu denemesidir. Mektup ile alakalı birkaç ufak bilgilendirmenin yanında denemenin de biraz detayına girmek zannediyorum ki faydalı olacaktır. Bir insanın herhangi bir konuda duygu, düşünce ve görüşlerini paylaşmak amacıyla kesin hükümlere varmadan samimi bir üslupla yazdığı yazılara deneme denir. Deneme tür ve üslup olarak pek çok türe yaklaşır. Bu nedenle yazımı en zor olan türlerdendir. Deneme yazımında paylaşımcı ve samimi bir atmosfer oluştururken sohbete, düşünmemizi ortaya koyarken fıkraya, duygularımızı ifade ederken de eleştiriye yaklaşma riski oldukça fazladır. Anlatıcımız tüm bu riskleri öylesine güzel özümseyip sunmuş ki biz okurlara, bu özümsemeyi en hafif tabiri ile hastaya enjekte edilen bir uyuşturucu olarak nitelendirsem yeridir. Uyuşturucu kelimesi okunduğunda, ilk olarak kötü çağrışımlar uyandırsa da ifade etmek istediğim Requiem For A Dream’in usta oyuncusu Jared Leto’nun kolundan aldığı madde değildi elbette. Bu örneği bir nevi diş ağrısı çeken bir insanın, dişçinin uyguladığı anestezi sonrası ağrısı dinen hasta olarak düşünürsek zannediyorum ki ifade etmek istediğim yerine oturacaktır. Okurun ağrısı ne olursa olsun samimi, kendi ben’ini sorgulatan bu kitabı okurken ağrısı dinecektir diye düşünüyorum, benim ağrımı dindirdiği gibi.

Yazarımızı farklı kılan neydi ki beni bu derece etkiledi diye soruyorum kendi kendime ve şu cümleler dökülüyor parmaklarımın ucundan; kelimelerin gücünü ve potansiyelini görüyorum anlatıcımızın kaleminde, aynı kelimeleri kullanarak kalp kırmışlığı vardır insanoğlunun, yazarın tersine. En çok inandığım olgudur kelimelerin gücü. O kadar güçlüdür ki bu olgu, sadece kullanmaktadır mahareti ve insan zamanı geldiğinde kullanırsa bu olağanüstü gücü, nefretin ateşini söndüren su, hırsızın elini kolunu bağlayan kelepçe, katilin tabancasındaki tutukluk, sevgilinin gözlerindeki ışık olur. Kelimeler bu kadar güçlü iken dinlemeyiz, anlamak istemeyiz birbirimizi. Kelimelerden bir dünya yaratmak varken hep hazır olana, var olana konar ve tüketiriz sevgimizi, saygımızı ve sabrımızı. Bize dayatılan ve bilinç altlarımıza yer eden o güzellik algısının peşinde koşarız. Onlar gibi sever, onlar gibi aşık olur onlar gibi tüketiriz sevgiyi ve sevgiliyi. Sonrasında ne mi? Kocaman bir mutsuzluk!

Bir gün buradaki bir okur arkadaşımdan bir mektup almayı çok isterim. Umarım o gün geldiğinde yazarımızın da dediği gibi, zarfı açmaya korkarım. Korkarım. Ya zarfı açar açmaz kelimeler kelebeğe dönüşüp uçarlarsa! Ya zarfı açar açmaz pimi çekilmiş bir bomba patlarsa! Ya zarftan taşan sular barajı patlatırsa!

Delfin Ö. 
08 Oca 23:41 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu bir kitap incelemesi olmayacak farkındayım;ama söylemeden geçemeyeceğim bir şey var. Bu kitapla beraber daha çok inandığım bir şey var:Bazen bazı kitaplar içimizde yaşadığımız durumlara ayna olmak için bizi buluyor sanki. Nefes aldırıyor,usulca elimizi tutuyor karşıdan karşıya geçmek için... Yol gösteriyor,unuttuklarını hatırla artık diyor. Çok sevdiğim biri, kitap sahibini bulur biliyor musun demişti. Öğrenmiş oldum. Tüm sevdiğim kitaplar için yegane cümlemsin artık.

Bekir İstanbul 
02 Oca 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Daha ilk sayfadan kalem arıyorsunuz cümlelerin altını çizmek, paragrafların yanına yıldız koymak için. Bazen alıyor götürüyor cümleler sizi düşünceden hatıraya, hatıradan kişilere, kişilerden hayata... Bazen tekrar tekrar okuyorsunuz cümleleri yutmak istemediğiniz o lezzetli lokmalar gibi. Hepsi hayatın içinden dersler, fikirler, veciz sözler ve bazen ayet ve hadisler... Hayata bir pencere daha açmak için okuyun derim.

Salih Çermik 
05 Mar 14:27 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitabı, bir dostum iki yıl kadar önce hediye etmişti bana. Ve şöyle not düşmüştü: 'Dostluğumuzun şu kadar şu kadarıncı günü. Dostluğumuzu bu kitap anlatır. Keyifli okumalar, Sevgili Dost.'
Kitabı okuduğumda hayranı olmuş ve etkisinden uzun süre çıkamamıştım. Kitap önermemi isteyenler olduğunda bu kitabın ismini genelde vermiyorum. Çünkü bana bu kitabı hediye eden dostum (!) dostuluğumuzun baki kalmasını isterdi ve tabi en çok ben isterdim. Ancak olmadı. Bu yüzden bu kitap özel bir kitap, önermek de hediye etmek de zor geliyor bana.
Dostluk kavramının aslında yalnızca aradaki sevgi bağı değil de kuvvetli bir fikir alışverişi, duygu özverisi, saygı, hürmet ve süreklilik olduğunu öğrendim. Bu kitabın hediye edilişinden sonra bu kavramlarla daha da sıkı sarılmıştım dostluğa. Kitap bittikten sonra ve hatta dostluk bittikten sonra bile kitabın bana bir şeyler kattığını fark ettim. Meşhur bir söz: 'Dost diyebildiklerimiz, dost diye bildiklerimiz!'
Bu kitabı ve hediye edilen diğer kitapları içim kanaya kanaya, ellerim yana yana attım. Sonra tekrardan satın almaya başladım, attığım kitapları. Özellikle bu kitabı kendime hediye olarak aldım. Kendimi -haddim olmadan- kitabın yazarı gibi düşündüm. Ve o güzelim mektupları kendime yazdığıma inandırdım, kendimi. O dönemlerden kalma notlarımla kitabı epeyce bir inceledim dün akşam. Özlemişim kitabı. Özlenecek kadar mükemmel bir kitap.
Kalbinde böylesine bir sevgili dost barındırana ne mutlu!

Selin 
08 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

•Burada gördüğüm alıntılar üzerine kitabı okumaya karar vermiştim.
•Kitap 61 mektuptan oluşuyor. Neredeyse her mektubunda kalbinize dokunacak cümleler bulunuyor. Okuyucuyla konuşur nitelikte yazılmış,akıcı,yer yer insanı düşündüren,yaşadığımız olayları sorgulatan candan bir kitap.
• Ali Ural okuyucuya bazı şeyleri o kadar güzel yansıtmış ki hayata farklı pencereden bakmamızı sağlamış.
•Ayrıca cümleler o kadar hoşuma gitti ki bir sürü alıntı yapmaktan kendimi alıkoyamadım. Zevkle okuyabileceğiniz bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Ferah 
30 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yıllar sonra tekrar günlük tutma hevesimin canlanmasına sebep oldu sevgili dost.. Bir solukta okuduktan sonra bir solukta da yazmak istiyorsunuz..

Sena Ç 
28 Eki 21:50 · Kitabı okudu · 6 günde · 10/10 puan

Hayatta genelde özenle yapacağımız işler için özel bir vakit ayırmak isteriz.Bu Özel vakitte sadece bu işe odaklanmak ve uzun uzadıya onla ilgilenmek...
Benim için değerliler kategorisine girmiş bu kitabın incelemesine, geniş bir vakitte baslamak isterdim ama anladım ki o geniş vakit olmayacak bu yüzden yazıya bir arkadaşı beklerken başlıyorum.Belki de başladigim yazı bir ev dönüşü bitmiş olur. En müsait zamanin şimdiki zaman olduğuna karar verdigime göre başlayalim.Anlatacaklarim var. Benim değil aslinda onun sana anlatacakları var.Hadi kulak verelim.

Sevgili X,
Ben sevgili dost'un
Benim için yazdıklarını balkonumdaki sardunyalara menekşelere okudum hepsinin yapraklarında bir kımıltı... Yazılanların kalpten geldiğini hissetmis olacaklar ki sevgi dolu kimiltilarla cevap verdiler senin namelerine. Ben okudum onlar onlar eşlik etti.Ben okudum onlar beğendi.Balkon manzaramin karşısindaki meşe ağacı bile kulak kesildi böyle alışılmışın dışında bir naiflikle karşilaşınca.

Sana oda arkadaşımdan söz etmiş miydim.Geçen seneki değil hayır. bu seneki olanı bilmezsin büyük ihtimal .Çok tatlı biri.Sıcacık bir kalbi var.Ona da anlattim seni.beni bilirsin bir şeyi seversem sınırım yoktur.Tüm çevre ögrenir.Nitekim yine öyle oldu Yazdıklarının ruhunu o kadar sevdim ki odada hatta evde bir hafta sevgili dostlar ile başlayan pasajlar okundu.Bazen ben okudum.Bazen o .Şiir tadinda cümlelerini okurken sesimizle ona kattigimiz tonlama bize keyifli zamanlar geçirtti.
Güldürdüğü kadar düşündüren şeylerin de yok değildi.Hayır ,senin cümlelerinin ulaşmak istediği hep bir amacı vardı.Okurken hissettim ve seni çok iyi anladım.

A söylemeden geçemeyeceğim.Duvarıma astığım Erdem Bayazıd şiirlerine kapı komşusu oldu samimiyetin.Yadirgamazsin umarim yeni yerini.
Sevgi dolu kalpten sevgi dolu kalbe temas ancak böyle bir mektupla mümkündü.Teşekkür ederim.

Sevgili X
Hayat bir koşuşturmadır gidiyor ve ben de bu koşuşturmacanin bir oyuncusu oldum kısmen. Çatma kaşlarını hemen , özümü unutmamaya çalışıyorum.Başarabiliyor muyum bilmiyorum ama deniyorum.Ara sıra kapılınca yanlış yönde esen rüzgara doğruluk sayacımı yokluyor yönümü rüzgara karşı çeviriyorum. Kalbimi niyetimi sık sık yoklamam lazım biliyorum.Niyet her şeyin başı değil mi zaten!


" Şu günlerde herkes sesini duyurabilmesi için hoparlörün sesini daha fazla açması gerektiğini düşünüyor.
Bense sadece senin duyabileceğin bir sesle fısıldıyorum kulağına."
Evet sen fısıldasan bile sesinin renginden ben seni duyuyorum.Uzak olmak mesele mi ki! Birinin seni anladığını hissediyorsan yalnız değilsindir .Senin de beni anladığını biliyorum.Anlaşılmak anlaşmak ne güzel şey!

Buradaki hayatımı merak ettiğini biliyorum.Bunu sana mektupta uzun uzadıya anlatıp seni sık boğaz etmek istemem.Sadece şunu öğrendim "hiçbir şey hayali kadar güzel değil".Ama iyiki de gerçekleşen hayallerimiz var.Bu beni hayal kurmaktan vazgeçirmeyecek.Ayrıntıları yüz yüze konuşmak üzere rafa kaldırdım.

Sevgili X
Sana yazarken daldım ve ineceğim durağı kaçırdım.Ve yürümem gereken bir on dakika belirdi karşımda. Bu durum canımı sıktı mı,hayır,yaşasin biraz da olsa yağmurun altinda yürümek durumunda kalcam. Hazır kimsecikler yokken de arka fon olsun diye favorimizi açalım.Mis! O alışkanlığım hala devam ediyor.kimse yokken şarkıyı ergenler gibi hoparlöre verip yürüyorum.Aşırı keyifli vazgeçemedim bir türlü napiyim :)


Sevgili X ,
Geçen pazar bir paragrafın üzerinde uzun uzadıya düşündüm."Cahiller bilmez yarımın tamdan çok olduğunu."diyordu ya heiodos ilk anlayamadım.Sen açıklayınca kafam tasdikledi.Sonra bir cümleni okudum ve yine soru işaretleri...
"Elimiz acaba insanligin mutluluğuna mı ,yoksa sefaletine mi katkıda bulunuyor?" Kötü hissettim.sahi bizim bu dünyaya katkımız hangi yöndeydi?
Okuyunca bir an ayağa kalktım ve dışarı çıktım.Kimsesiz olmayı tercih etmiş bir banka oturdum.Tefekkür ettim.Sonra yanıma bir bayan geldi. konuşmaya başladık.O bana dertlerinı anlattı ben de ona bu şehiri neden sevdiğimi,aslında sevginin şehirle değil bizle ve insanlarla alakalı olduğunu söyledim. küçük seyyar dükkandan portakal suyu ısmarladım ona.Gülümsedim o da gülümsedi.Gülümseyince her şey daha güzeldi.

Sevgili X
Dünyada olup bitenleri görüyor musun?Duyuyor musun? Bazen hiç açamıyorum haberleri.Yine bir hüzün dalgasına kapılmamak için.Mümin dediğin ümitle korku arasında olmalı dediğini duyar gibiyim biliyorum ama bazen öyle oluyor ki umut hakkımın hepsini korkuya devrediyorum. Korkuda cok acımasız hiç bana mısın demiyor.Böyle durumlarda içim sıkılinca İnşirah okuyorum.Çünkü "kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur".Bu ayeti sen okumuştun bana.
Şaşırtıcı ama çoğu zaman aklima düşüyor sesin,yaptikların. bana fazlasıyla rol model oluyorsun haberin olsun.

Bu melankolimden sanma ki
Tamamen umutsuzum.Bilirsin biraz melonkoli hep ruhumda mevcuttur.Ama hayır,insan oldukça umut hep var.İyi insanlar var.Bunu yaşadıkça deneyimliyorum,görüyorum.
Bir yerde yanlış varsa bizim yüzümüzden ve bunu değiştirecek olanlar da biziz.Bu dünyayi yaşanilmaz hale getiren de biziz gül bahcesine çevirende.Bu yüzden güçlü olmaya çalışiyorum tıpkı senin gibi.

Kitap kalınlığındaki bu naif mektubunla beni çok mutlu ettin. Senin bir yazar kabiliyetinde olduğunu hep söylerdim.Ama bu kadar ben kokan cümleleri bir arada görmek...Beklediğim bir sey degildi.
Ben senin gibi uzun uzadıya yazamam.Bunun için kusura bakma.Hem asıl mevzuları sonraya sakladım.Kal sağlıcakla.
Sevgili dosttan sevgilerle...

Bana Bu yazı dışında bir sürü şey yazdiran sevgili dost 'iyiki okumuşum' dediklerimdensin:)
Paylaşılmayi hakeden kitaplardansın.

Sanırım yazı biraz uzun oldu okuduysan
Teşekkürler :) ve hadi okumadıysan sen de oku!

aLi | Cahil Bilge 
17 Eyl 15:50 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitaba eleştiri yazmak hususunda kendimi aciz hissediyorum.
Ancak yinede bir iki kelam etmeden de geçmek istemiyorum.
Kitap, okumaya başladığınızda bitmesini istemeyeceğiniz, içerisinde senfonik bir düzenle kelimelerin hayal gücünüze aktığı, okudukça zenginleşecek ve zenginleştikce sonunda yazamamak olsada sizi yazmaya sevk edecek, her daim dönüp dönüp okunası bir kitap.
Ve söz kitabın;
Sevgili Dost,
Artık sona ermeliydi zarfların bu daveti. Kalamazdım daha fazla. İzin istedim, kalktım, gidecekken ayağım bir cümleye takıldı. Zarfın birinden düşmüş olacak: "Ölüm de bir özlemdir aslında."
Sevgili Dost,
Eski mektuplar, günü geçmiş bir gazeteden daha değerli olduklarını göstermek ister gibi, ölülerin değil, dirilerin üstünü örtüyorlardı.

Samet Koçyiğit 
22 Eyl 23:41 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 9/10 puan

Okumaya başladığınızda daha ilk sayfalardan itibaren her yerin altını çizececeksiniz. Bu kitapta 61 mektup var. Her mektuba "Sevgili Dost" diye başlıyor A. Ali Ural ve unutulan mektuplaşma kültürümüze vurgu yapıyor. Kitapla birlikte hayata daha farklı bir pencereden bakacaksınız, zaman zaman hüzünlenecek bazen gözlerinizin içi gülecek. Hayat mücadelesi içerisinde insana derin ve temiz bir nefes aldırıyor bizlere. Sevgi, bayram, kıskançlık, mektup, dostluk gibi sayısız kavram hakkında bizden yüzyıllar önce yaşamış düşünürlerin sözlerini ve daha sonra kendi bakış açısını sunuyor. Deneme türünde bir kitap olsada kişisel gelişim kitabı görevi üstleniyor. Tavsiye olunur efendim. Keyifli okumalar...

Sevgili Dost ,
Bana öyle bir kelime söyleki hiç eksilmesin..


"Gerçek, çizmelerini giymekle meşgül olduğu sırada, yalan bütün dünyayı dolaştı."

"Eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerine koysalar, elini bulabilirdim onların içinden. "

Kitaptan 642 Alıntı

Sevgili Dost,
Kim kazandı? Atom bombasını Hiroşima’ya atan mı? Everest’in tepesine ilk kez varan mı? Doksanıncı dakikada maçı alan mı? Diriler mi, ölüler mi? Çobanlar mı, sürüler mi? Efendiler mi, köleler mi?
Kim kazandı?

Sevgili Dost,
Herkes kaybetti. Ölüm kazandı. Mezar taşlarına: “Huve’l-Bâki” kazındı.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 130)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 130)
Ferah 
15 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

''Söylenen her söz binamıza yeni bir tuğla ekler. Bu yüzden ağzımızdan kaçmamalı kelimeler. Onlar bizim mahkumlarımızdır; izin verdiğimizde çıkmalılar dışarıya. Publis Syrus ne kadar haklı: “Konuştuğuma çok kere pişman oldum. Fakat sustuğuma asla!''

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali UralPosta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural
Selin 
06 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Sevgili Dost,
Bir şehrin en güvenilir yeri,demek sence kütüphanelerdir. Çünkü kitaplar seslerini yükseltmezler.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 65)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 65)

Sevgili Dost,
Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz. Belki de bütün zamanlar böyledi.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali UralPosta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural

Sevgili Dost!
Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.
Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba ‘insan’ denince hatırlanıyor muyuz?

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali UralPosta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural
İçimdekimavi 
30 Haz 14:51 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bizim, peygamberi ısırmasın diye ayağını yılan deliğinin üstüne kapatan Ebu Bekir'imiz, suikastı haber alınca peygamberin yatağına yatan Ali'miz var. Son yudum suyu birbirlerine gönderip susuz şehit olan sahabilerimiz var.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 39)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 39)
Ferah 
18 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

''Sevgili Dost,
Bildiği şehirlerden bilmediği şehirlere, bildiği yüzlerden bilmediği yüzlere sığınmayı aklından geçirmemiş kaç insan vardır?''

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali UralPosta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural
Bekir İstanbul 
30 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Bulunduğu durumun farkında olmamak her durumdan daha kötüdür."

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 73)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 73)
65 /