Başkahramanımız Jane Eyre yengesinin yanında kalan öksüz bir çocuktur. Hak etmediği davranışlara maruz kalmasıyla başkaldırma gücünü de bulduğu bu evden sonra yatılı bir okula yengesi tarafından yerleştirilir ve bu okulda uzun bir müddet yetişip sonra da mürebbiye olarak zengin bir malikanede iş bulur. Jane’nin yeni yaşantısı hiç ummadığı kadar huzurlu ve sakindir fakat ruhu durmadan yeni heyecanlar, yeni deneyimler edinmek için çırpınır. Asıl hikayemiz de bundan sonra başlıyor diyebiliriz. Malikanenin sahibi Mr Rochester ile tanıştıktan sonra Jane aradığı heyecanları bulur fakat sonrasında kendisini hiç ummadığı şeyler beklemektedir.
Ahlak, din, aşk, insan olmak, ruh ve madde zenginliği ve daha birçok kavramlar üzerinden bir hikaye yaratmış yazar. Kadın olmanın, evli olmanın bir erkeğe bağlı kalmak demek olmadığını da çok vurgulamış kitapta. Akıcı, bağlayıcı, anlatımı usta bir kalemden çıktığı belli olan bir kitaptı. Çok güzeldi. Klasiklere başlangıç için çok uygun olduğunu düşünüyorum. Harika bir tat bıraktı bende Jane Eyre.
Uğultulu Tepeler’i çok sevmiştim, uzun zaman oldu tekrar okumayı planlıyorum, Wildfell Konağı Kiracısı’nı da okuyup en sevdiğimi belirlemek istiyorum. Uğultulu TepelerWildfell Konağı Kiracısı