·363 syf.····Okunma: 29 Ocak 2022 04:13 İki gündür inceleme yazmak istiyor ama ne yazacağımı bilemiyor ve hakkını verememekten de çok korkuyorum. Zira bu bir roman değil, romanlaştırılmış bir hayat öyküsü de değil. Bu gerçekten "yaşanmış" bir hayat.
Kitabı okurken Tara'yla öyle bağ kurdum ve kitabın içine o kadar girdim ki sanki ben yaşıyormuşum gibi sürükleyip götürdü beni. Bu ay birçok kitap okudum ve çoğunu da çok beğendim. Ama Talebe beni resmen çarptı.
Birçok açıdan ele alınabilecek bir kitaptı ve hepsindeki genel konu şuydu: Mücadele!
Kadın ve erkek arasındaki mücadele, radikal insanlar ve diğer insanlar arasındaki mücadele, küçükle büyük arasındaki mücadele, ebeveynle evlat arasındaki mücadele, hastayla sağlıklı arasındaki mücadele, ezenle ezilen arasındaki mücadele, bilgili ve cahil (aynı zamanda bilgi ve cehalet) arasındaki mücadele... Bu silsileyi daha da uzatmak mümkün. Demek istediğim Tara'nın hayatının her alanıyla ilgili yoğun bir şekilde mücadele etmesi gerektiği.
Psikoz bir baba, hastalığını din zannetmesi ve aslında kendince bir din inşa edip diğer tüm insanlara kafir gözüyle bakması sonucu ailesini toplumdan koparıyor. Ortada genetik bir psikolojik rahatsızlık durumu var olmuş olacak ki en büyük 2. abi de bundan epeyce payını almış görünüyor. Anne figürü ise gerçek manada güçsüz ama bu güçsüzlüğünü örtbas ederek kendini babaya inandırmaya çalışan bir kadın. Ara ara vicdanının sesi yükselse de genel olarak yükselen babanın sesi oluyor ve diğer tüm sesleri bastırıyor. Böyle toksik örüntülerle dolu bir aile ilişkisi var ortada.
Bu noktada ailenin kendi halinde, sakin ama son derece kararlı aile üyesi Tyler üniversiteye gitmeye karar veriyor - ki bu ailede kimse okula, hastaneye ve devletle ilgili hiçbir kuruma gitmez- Tara'nın yolu da böylece açılmış oluyor ve abisinin desteğiyle o da bir gün üniversiteye gitmek için karar veriyor. Buraya yazması çok kolay tabii ama bunların hepsi ayrı birer mücadele Tara için: üniversiteye gitmeye karar vermek, üniversiteyi kazanmak ve oraya gitmek, üniversiteye gittikten sonrası...
Shawn'dan (2. abi) bir sürü şiddet gören ve yine de onu aklamaya çalışan, babanın durmaksızın kendisinin ve başkalarının yaralanmasına sebep olan (sebep olmaktan ziyade çalışan ve bunun için adeta uğraşan) tavırlarını benimseyen bu hastalıklarla dolu aile, her ne kadar Tara'nın hayat şemasını oluşturmuş olsa da Tara üniversiteye giderek bundan çok daha farklı, çok daha büyük bir dünya olduğunu fark ediyor. Babasının tarihi gerçekleri bile hastalıklı zihninde nasıl çarpıttığını anlıyor. Gerçekleri fark ediyor ve fark ettikçe canı acıyor, ailesine karşı öfkeleniyor. Yine de onlardan kopamıyor tabi, ama içindeki o ailesi tarafından korunmak yerine hep tehlikenin içine itilmiş yaralı çocuk ağlamaya devam ediyor. Birazcık bile olsa ailesine güvenmeye, onlar tarafından korunmaya ihtiyacı olan zavallı kız, tüm ailesinin kendisine sırt çevirmesine de şahit oluyor bir zaman. Panik-atak krizleri geçiriyor, geceleri uykusunda kendini sokakta çığlık atarken buluyor, o kadar ağır ki bu yük onu taşıyamıyor. Ve ondan yıllarca ve kilometrelerce uzak olan ben, oturduğum yerden onun kalbinin paramparça olma seslerini duyabiliyorum. Ama ailesi duymuyor...
Velhasılıkelam sahiciliği çok yüksek, çok çarpıcı ve olabildiğince objektif yazılmış bu muhteşem kitabı herkese ama herkese tavsiye ediyorum. Benim hayatımın "en"leri arasında yerini aldı. Gerçek bir mücadele adına, gerçek bir kitap okumak isterseniz, böyle buyrun...