·328 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Ocak 2022 16:35 Çankaya, gelir giderleriyle kendine has bir işletme gibiydi. Doğum, ölüm, düğün, fakirlik gibi nice konuda maruzatı olanlar, köşkün çalışanları yahut çalışanların tanıdıkları, Atatürk'e ve emrindekilere ulaştırmak adına buraya mektup gönderirdi.
Köşkün mutfağı ise ayrı bir dünya, hattâ bilançoya ihtiyaç duyan bir bölümdü ve buraya gelen mallar itinayla (kilosu ve gramajıyla) not edilmişti.
Atatürk 1925'de boşandıktan sonra (kahyadan ve düzenli bir baş aşçıdan yoksun) köşk bir anlamda bekâr evi hâlini almış, bu durum Atatürk'ün kaldığı diğer yerlerde de aynı şekilde sürmüştü.
Toplantılarda ve yemeklerde sık sık bulunan arkadaşlarla ev boş bırakılmamış, hazırlıklar için yapılanlar devletin değil, Atatürk'ün şahsî harcamaları sayılmıştı.
Bunların takipçisi de köşkü idare eden memurlardı. Hattâ evden kaybolan ve artık ciddi bir masraf hâlini alan tabak çanaklardan sonra özel kalem memurlarından Lütfi Bey, sofracılara (garsonlara) "Allah'ın belâları" demiş, yeni açılan takımların makbuzla verilmesini önermişti.
Köşkteki yaşamın önemli bir bölümünü oluşturan mutfağın evrâkını Murat Bardakçı, ilginç nüanslara da dikkât çekerek, bu kitapta bizle paylaşmış.