Gönderi

Puan vermedi·520 syf.··
2022 2. kitabı
Şimdiye kadar okuduğum, (benim lügatıma uyan) en “gerçek” aşk hikayesi. Ne demek istediğimi hayatında bir kez aşık olmuş olanlar anlayacaklardır. Çünkü aşık olmak böyle bir şey. Şöyle ki; aşık olduktan sonra beynini çıkarıp, bir çöp kutusuna atıp yola öyle devam etmen gerekir. Çünkü aşk, tam olarak budur. Böyle mi olmalıdır, bir insanın başka bir insanı ya da herhangi bir şeyi bu kadar sevmesine gerek var mıdır, orası tartışılır tabii ama bu kitap artık ömür boyu benim için çok özel olacak. Yıllar evvel bu kitabın bir kısmını okuyup çok gereksiz bazı detaylara girdiğini düşünüp bırakmıştım. İyi ki de bırakmışım, çünkü içsel zamanı şimdiymiş. Orhan Pamuk ile de bu vesileyle barışmış oldum. Bazen Kemal’e kızdım bazen Füsun’a. Yine de çok sürmedi kızgınlıklarım. O kadar güzel anlatmış ki, okurken Kemal’in acısını fiziksel olarak hissediyorsunuz. Hep ağlamaklı, hep gözlerim dola dola okudum. Ama beni hüngür hüngür ağlatan şey, kitabın son cümlesiydi… Hiç aşık olmamış ve hiç aşk acısı çekmemiş, fikrimce şanssız (aslında farklı açıdan belki de şanslı olarak nitelendirebiliriz, bilemiyorum) insanlar bile, Kemal’in Füsun’a olan aşkını okuduğunda, en azından bir nebze de olsa aşkın ve acısının nasıl bir tat bıraktığını görebileceklerdir. Yani umarım… Daha önce hiç, sanki kalbiniz az sonra fazla aşktan patlayacakmış gibi hissetmediyseniz, aşık olduğunuz insana baken gözleriniz yanmamış ve ona dokunurken damarlarınızda akan kanın akışını ve sıcaklığını, üzerinizde gezinen yağmur damlalarını hisseder gibi hissetmemişseniz eğer, bu kitabı okuyun. Okuyun ki bunları gerçek anlamıyla hissetmiş ve yaşamış bir insan ile az da olsa empati kurabilesiniz…
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
·
400 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.