Onun Şeytanlarını okumamın temel nedeni konusunun ilginçliği ve değişik bir bakış açısından görülen karakterin iç dünyasını yazarın nasıl yansıttığını merak etmemdi. Açıkça söylemek gerekirse kitabın ilk 100-150 sayfasını zor okusam da geri kalan kısımları yazım dili ve akıcılığıyla kolaylıkla bitirebildim. Kızın başta sergilediği davranışları her ne kadar ailesine bağlamaya çalışsam da sinirden deliye döndüğümü hatırlıyorum. Milas katakterini ise sevemedim. Baş karakterimizle tanışması ekstra romantik, etkileyici eksantrikti gerçekten dkdnjds
Kızımızla bir partide arkadaş ortamında tanışıyorlar ve klasik oyunumuz doğruluk mu cesaret mi oynanıyor. Tamamıyla aptalca sorular şununla öpüş, sevgilinden ayrıl kucağıma otur, pantolonunu çıkar bile dendiği kısımda sakinleşmem gerektiğinden pek nazik olmadığımdan kitabı bıraktım. Kısaca klasik iğrenç bir arkadaş ortamıydı. Ve baş karakterlerimiz tabi ki öpüştürülüyor ardından aşk falan filan. (Ve sanki çok sevmişim gibi tek seferle kalmayıp başka bir zaman bir daha oynuyorlar.) Tabii ki kızımız çok zengin bundan dolayı arkasında kuyruk gibi dolanan bir egosu var. Ve kitabı “klişeleştiren” 2. bir kısımda tabii ki kızı ( babasının arkadaşıydı sanırsam) zengin bir çocukla evlendirmeye karar veriyorlar. Okuyucular şok içerisinde. Sonrasında ana karakterlerimizle sevgili rolü yapıyor. Okuyucular şoktan şoka. Milasta kızın ailesinin tabiriyle “serseri” bir tip olduğundan kabul görmüyor. Kitaptaki tüm erkek karakterlerden nefret ettiğini fark ettiğin o an. Birde şu naneli şeker mevzusu var ve bu benim için derin bir yara. Ayılıp bayılmamız gereken kısımdayız ancak gerçekten daha gereksiz bir sahne olamazdı bence. Kafeye gittiklerinde kızı “kıskanmak” suretiyle öpüp yerini belirlemesi falan neffret ettim. 4 puan vermemin sebebi konusunun ilginçliği ve bu hayatın kendimizden başka kimseye ait olmadığını seçimlerimizi bizden başka kimsenin belirleyemeyeceği kitabın zaten ana konusuydu. Ve güzel işlendiği paragraflar vardı. Çok fazla beklentim olmadığından sorun yaratmadı. Klişe olmasın derken daha fazla klişeleştirilemezdi bence bir kitap.