''Halkını satanın korkusu hiçbir korkuya benzemez.'''
8/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2022 10:37
Yakup Kadri'nin daha önce Yaban romanında Anadolu'da gördüğümüz Kurtuluş Savaşı panoramasını bu sefer İstanbul gözünden görüyoruz. Bir yanda Anadolu'da düşmana karşı mücadele verilirken diğer tarafta ise ülkenin kalesi olan İstanbul'da zevki sefa yapılmaktadır. Bu zevk ve sefa öyle bir dereceye ulaşmış vaziyetedir ki adeta kutsal kitaplardaki Sodom ve Gomore'yi anımsatmaktadır. Yazar o günün sosyetesinin işgal kuvvetleri karşısındaki kendinden geçmişliğini ve teslimiyetini bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. Yazar bir nevi Angelopoulos filmlerindeki gibi işgali bir belgesel tazında doğrudan değil de arka planda sezdirerek vermektedir. Biz aslında eserde baştan sona Necip'in işgalin seyri ile değişimini görmekteyiz. Necip ile Nermin arasında geçen ilişki tıpkı dört yıl süren işgal gibidir. En sonda da tıpkı işgal kuvvetlerinin bozguna uğraması gibi Nermin, Necip karşısında yenilgiye uğrar. Son sayfalara gelirken özellikle aklıma Nazım'ın ''Halkını satanın korkusu hiçbir korkuya benzemez.''' mısraları geldi. İşgal kuvvetleriyle işbirliği yapanların dışarı çıkamaz olması, Madam Jimson'un kitabın başında Türk olduğu söylendiğinde aksini ispat etmeye çalışması ama en sonda İstanbul işgalden kurtulurken tekrar Türk olduğunu ispata girişmesindeki iki yüzlülüğü tiksinti uyandırdı. Son kısımda okura bir rahatlama geliyor özellikle şu kısım bir sevince neden olması için yetiyor: "Öyle heyecanlı öyle heyecanlı bir sessizlik, sonra bazı kaygılı uğultular. İstanbul asırlardır bir zafere inanmak hassasını kaybetmiştir. Osmanlı saltanatı çökmeye başladığından beri arkasında uzun bir bozgun dizisinin ağır ve paslı zincirini hafızası ve ruhuyla sürüklüyor. Bilmiyor ki bu sefer susulan ve fakat her gözde, her sözde hissedilen zafer Osmanlı saltanatına ait değildir. Anadolu'nun içinden yepyeni bir millet doğmuştur. Bu milletin, sarayının kafesleri arkasında titreyen aciz ve korku heyulasıyla, bu milletin Babıali denilen viranede uluyan yıllanmış baykuşlarla hiç ilgisi yoktur. Kulaklarını yere koyup dinleyenler işitiyorlar, bu yaklaşanların her adımı bir zelzelenim başlangıcı gibidir ve bunlar bilmeyenlere, işitmeyenlere haber veriyorlar. Diyorlar ki ''Afyonkarahisar geri alındı!'', ''Dumlupınar'da düşmanın bütün kuvvetleri yok edildi'', ''Ordularımız Uşak'a doğru hızla ilerliyor.'' Ne, nasıl demeye vakit kalmıyor, bir müjde, bir müjde daha. Türk ordusu Alaşehir'i ele geçirmiş. Turgutlu'da... Lakin, Turgutlu İzmir şehrinin kapısı değil mi? ''Demek ki, neredeyse İzmir'e gireceğiz'' sözünü söylemek şöyle dursun, hatırdan geçirmeye bile vakit kalmıyor. İzmir yarine kavuşan bir sevgilinin kalbi gibi bize derinden ses veriyor.''
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
·
229 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.